Bugun...



Ömer Şavlığ: Taha Suresi 70. Ayette Harun ismi neden önce geçmektedir?


facebook-paylas
Güncelleme: 18-09-2018 22:18:26 Tarih: 18-09-2018 22:01

Ömer Şavlığ: Taha Suresi 70. Ayette Harun ismi neden önce geçmektedir?

Hz. Mûsâ ile Hz. Hârûn 

Kur’ân-ı Kerîm’in dokuz farklı yerinde Hz. Mûsâ ile Hz. Hârûn’un isimleri yan yana zikredilmiştir: (Bakara, 248; En’âm, 84; A’râf, 122; Yûnus, 75; Tâhâ, 70; Enbiyâ, 48; Şuarâ, 48; Saffât, 114; Saffât, 120).
 
Bu yerlerin sekiz tanesinde Hz. Mûsâ’nın ismi öne alınmışken, sadece bir yerde Hz. Hârûn’un ismi öne alınmıştır. Hz. Hârûn’un isminin daha önce zikredildiği Tâhâ Sûresi’nin 70.âyetinde, Hz. Mûsâ ile Firavûn’un sihirbazları arasında meydana gelen hâdise anlatılmaktadır. Tâhâ Sûresi’nde anlatılan olay şöyledir: 
 
"Sihirbazlar: "Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler. ﴾65﴿ Mûsâ: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor. ﴾66﴿ Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. ﴾67﴿ Şöyle dedik: "Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü sensin en üstün olan." ﴾68﴿ "Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez." ﴾69﴿ (Mûsâ'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" dediler. ﴾70﴿
 
Hz. Mûsâ ile sihirbazlar arasındaki mücadelenin anlatıldığı bu âyetlerde, Hz. Mûsâ’ya verilen mucize karşısında sihirbazların hemen secdeye kapanıp iman ettikleri bildirilmektedir. Sihirbazlar imanlarını: "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" diyerek ilan etmiştir. Aynı olayın anlatıldığı A’râf 122 ve Şuarâ 48.âyetlerinde ise sihirbazlar, Hz. Mûsâ’nın ismini daha önce zikretmek sûretiyle: "Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine inandık" demiştir. 
 
Burada dikkatleri cebeden husus şudur: Aynı hâdisenin anlatıldığı bu sûrelerde, sihirbazların imanlarını izhâr ettiği cümleler, neden iki farklı şekilde tabir edilmiştir? Olay bir defa gerçeklemişse, sihirbazların sözleri neden iki farklı şekilde anlatılmıştır? 
 
Tefsir kitaplarında bu sorulara muhtelif cevaplar verilmiş olsa da çok azında bizim dikkatini çekmeye çalıştığımız husus göz önünde bulundurularak cevap verilmiştir. Biz önce müfessirlerimizin verdiği cevaplardan bazılarını zikredelim, daha sonra nihai cevabı en son izah etmeye çalışalım:
 
Dirâyet tefsirleri içerisinde önemli bir yere sahip olan Fahreddîn er-Râzî’nin Mefâtîhu’l-Gayb adlı eserinde şunlar yer almaktadır: 
 
“Sihirbazlar önce Harun'u sonra Hz. Musa'yı zikrettiler. Çünkü Firavun Hz. Musa'nın da rabbi olduğu iddiasında idi. Çünkü Yüce Allah'ın Firavun'un söylediğini naklettiği üzere Hz. Mûsâ'yı küçükken terbiye etmişti: "Biz seni aramızda küçük bir çocuk iken terbiye etmedik mi?" (Şuara, 26/18).” Firavûn böyle bir vehme kapılmasın diye önce Hz. Hârûn’u zikrettiler.
 
Râzî’nin zikretmiş olduğu bu cevaba şöyle bir itiraz serdedilebilir: Eğer durum yukarıda anlatıldığı gibiyse, o hâlde neden A’râf ve Şuarâ’daki âyetlerde Hz. Hârûn’un ismi önce zikredilmedi? Şayet Firavûn, Hz. Mûsâ’nın ismi önce zikredildiğinde kendisinin kast edildiğini vehm edecek olsaydı, A’râf ve Şuarâ’da da Hz. Hârûn’un isminin önce zikredilmesi gerekirdi. Böylece bu sûrelerde de Firavûn’un bu yanlış vehme kapılmasının önü kapatılmış olurdu.
 
Nesefî de Medâriku’t-Tenzîl adlı eserinde şunları söyler:
 
“Burada Hz. Hârûn’un isminin önce zikredilmesi, âyet sonlarındaki fâsılalara riâyet etmek içindir. (Tâhâ Sûresi’ndeki âyetlerin sonu ekseriyetle elif-i kâsıra yani “a” sesiyle bittiğinden, Hz. Mûsâ’nın ismi sona alınarak, bu uyum korunmak istenmiştir. Zira Mûsâ ismi de “a” sesiyle bitmektedir). Ayrıca Hârun ve Mûsâ isimleri arasında bulunan “vâv” harfi, tertip manasını tazammun etmez. (Yani burada bir sıralama söz konusu değildir. Hârûn ve Mûsâ demek ile Mûsâ ve Hârûn demek arasında bir fark yoktur). 
 
Sem’ânî Tefsîru’l-Kur’ân’da, İbn Cuzey et-Teshîl’de, Ebû Hayyân Bahru’l-Muhit’te, Ebu’s-Suud İrşâdu Akli’s-Selîm’de ve Şevkânî Fethu’l-Kadîr’de; tıpkı Nesefî gibi âyet sonlarının birbirine uyması maksadıyla Hz. Hârûn’un daha önce zikredilmiş olduğunu belirtmiştir. 
 
Nesefî ve diğer müfessirlerin vermiş olduğu bu cevaba da şöyle bir itiraz getirilebilir: Yüce Allah’ın murâdı, sırf âyet sonlarındaki ses uyumu korunsun diye değişikliğe uğramaz. Başka bir deyişle; âyet sonlarının birbirine uyması maksadıyla kelimeler arasında takdim ve tehir yapılmaz. Bu itirazı el-Bukâî, Nazmu’d-Durer adlı eserinde İmâm Eş’arî ile Bâkillânî’ye dayandırarak zikretmiştir.
 
Beydâvî Envâru’t-Tenzîl’de, Âlûsî de Rûhu’l-Meânîde, Fahreddîn er-Râzî’nin verdiği cevabın aynısını zikretmiştir. Yukarıda bu cevaba yöneltilen itirazı zikrettiğimiz için burada tekrar etmeye gerek duymuyoruz. 
 
Biz, Hz. Mûsa ve sihirbazlar arasında cereyan eden hâdise göz önünde bulundurularak verilen şu cevabın daha doğru olduğu kanaatindeyiz: 
 
Üç sûrede de (A’râf, Tâhâ, Şuarâ) anlatıldığı üzere Hz. Mûsâ’nın elindeki asa, mucizevi bir şekilde devasa bir yılana dönüştükten sonra sihirbazlar secdeye kapanarak imanlarını dile getirmiştir. Lâkin bir yerde "Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine inandık" diğer yerde de "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" şeklinde iki farklı söz telaffuz edilmiştir. Bunun sebebi, sihirbazların bir kısmının "Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine inandık"; geri kalan kısmının da "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" demiş olmalarıdır. Yani bu iki cevap, sihirbaz topluluğu içerisinden iki farklı grubun vermiş olduğu cevaplardır. Bir kısım önce Hz. Mûsâ’nın ismini zikrederken, diğer kısım da Hz. Hârûn’un ismini zikretmiştir. Bu cevaba göre bir problem kalmamaktadır. Zira sihirbazlardan aktarılan iki farklı cevap ancak bu şekilde cem edilebilir. Bu cevabı İbn Âşûr, et-Tahrîr ve’t-Tenvîr kitabında zikretmiştir. Allah ondan razı olsun.
 
Burada Muhammed Alî es-Sâbûnî’nin, et-Tefsîru’l-Vâdıh’ta Arap dili kurallarına göre zikretmiş olduğu bir cevabı da aktarmak isteriz: Tâhâ Sûresi’inde Hz. Mûsâ’nın isminin geride zikredilmesinin sebebi, bir sonraki âyette geçen لَهُ zamirinin Hz. Mûsâ’ya dönmesi içindir. Çünkü Arap dilinde bir zamir, biri uzak diğeri yakın olan iki isim arasında muallakta kaldığında, kendisine daha yakın olan isme dönmesi daha evlâdır. Hz. Mûsâ’nın ismi geriye alınmak sûretiyle, bu zamire daha yakın olması sağlanmıştır. Bu da Kur’ân-ı Kerîm’in, en usta belagatçıları dahi âciz bırakan i’câz yönüdür.  
 
Bahsi kapatırken, Tâhâ Sûresi’nde Hz. Hârûn’un isminin önce zikredilmesine dâir yapılan birkaç latif yorumu da şöyle ifâde edebiliriz:
 
1- Sihirbazların iman etmesine vesile olan mucizeler, Hz. Mûsâ’nın elinde vuku’ buldu. Bunun üzerine sihirbazlar hemen: "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" dediler. Sihirbazlar o kadar sağlam bir şekilde ettiler ki öncelikle elinde mucize olmayan Hz. Hârûn’a iman ettiklerini bildirdiler. Öyleyse mucizelerin elinde zuhur ettiği Hz. Mûsâ’ya hayli hayli iman etmiş oldular.
 
2- Hz. Hârûn, Hz. Mûsâ’dan üç yaş büyük ve dil bakımından daha düzgün olduğu için (Kasas, 34) önce zikredilmiştir.
 
3- Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Hârûn’un zikri, en fazla Tâhâ Sûresi’nde geçmektedir. Bu itibarla da ilk defa bu sûrede ismi Hz. Mûsâ’nın önüne alınmıştır.
 
4- Tâhâ Sûresi’nde, sihirbazlar ellerindeki iplerle sihir yapınca Hz. Mûsâ’nın içine bir korku düştüğü bildirilmiştir. Korkunun zikredildiği bu sûrede, içinde korku bulunan kişinin yani Hz. Mûsâ’nın geride zikredilmesi uygun düşmüştür. Zira korkan kişi önde bulunmaz.
 
Buraya kadar zikrettiğimiz bütün yorumlar, müfessirlerimizin ortaya koyduğu yorumlardan ibarettir. Hiçbiri Murâd-ı İlâhî’nin ne olduğuna dair kesin bir bilgi içermemektedir. Mutlak bilgi Allah indindedir. O her şeyi hakkıyla bilendir.
 
Velhamdulillâhi Rabbi’l-Âlemîn.

Ömer Şavlığ




Editör: Harun Ceylan




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER İSLÂM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI YUKARI