Bugun...



Onur Sarıgül: Kudüs gezisinden notlar


facebook-paylas
Güncelleme: 12-09-2018 11:43:53 Tarih: 12-09-2018 10:27

Onur Sarıgül: Kudüs gezisinden notlar

 

 

Dünya gözüyle bir kez dahi olsun görmek istediğim 3 şehirden birine gitmek nasip oldu.Bu ayın yirmi üçünden başlayarak 4 günlük bir Kudüs ziyareti gerçekleştirdim.

Sokaklarında Peygamberlerin gezdiği,güldüğü ve öldürdüğü Kudüs üç dininde mübarek olarak gördüğü her imparatorun,kralın,sultanın iz bıraktığı şehirdir.

 

23 Ağustos'da İsrail'in uluslararası tek havalimanı olan Ben Gurion Havalimanına indik. İner inmez sizi direk yahudilerin masum olduğunu, zulme uğradığını, yahudi çocuklarının ağladığı propaganda vari resimler karşılıyor ve bununla birlikte işkence başlıyor zaten sebebsiz yere bekletilmeler,ısrarla ingilizce soru sormalar ...

 

Evrak işleri bittikten sonra servislere binip havalimanından Tel Aviv'in merkezine (Yafa) doğru yola koyulduk. Yafa merkeze gelir gelmez sanki İsrail'e değilde bir Osmanlı şehirlerinden birine ayak basmışsınız gibi bir durum söz konusu çünkü nereye bakarsanız bakın mutlaka Osmanlıya ait bir yapı görmeniz mümkün.

Bu eserler Mahmudiye camii,Bahriye Camii, 2.Abdulhamid Han Saat Kulesi, Süleymaniye Çeşmesi gibi daha çok yapı bulunan bu şehirde çoğu 1948 yılında ingilizler tarafından yıkılmıştır. Yukarıda saydığım eserler siyonistlere direnmekte ve duruşlarını muhafaza etmektedir. Ve bu eserlerin kapısında 2. Abdulhamid Han'ın tuğrasının ve ay ile yıldızın bulunduğu Mahmudiye Camii'nin medrese olan kısmı yahudiler tarafından karakola çevrilmiş ve bir kısmıda otel olarak kullanılmakta. Bu eserleri ziyaret ettikten sonra Kudüs'e doğru yola koyulduk yollarda sağlı sollu çam ormanlıkları bulunmakta aslında bu ormanlıklar İsrail için zemin hazırlayan ingilizlerin yıktığı köyler üzerine dikilmiş.

 

Kudüse doğru ilerlerken hem müslümanların hemde yahudilerin ziyarette bulunduğu bir makam bulunmakta.

Bu makam Yahudi halkını Hakimler zamanında bir peygamber olarak yönetmiş ve hem Kral Saul hem de Saul'un halefi Kral Davut'un kralı olarak hizmet etmiştir. Ardından Kudüs şehrine giriş yaptık. Otelimize yerleştik ve o heyecan ile akşam yemeğini yer yemez direk Aksa'ya doğru hızlıca yol aldım. Ne yazık ki sokaklar kokudan geçilmiyor İsrail sokaklara koyduğu büyük çöp konteynırlarını 2 haftada bir topluyor. Biraz hızlıca hareket ederken sizi direk Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı surlar karşılıyor ve orada bulunan Zahire Kapısı'ndan içeri girerek kendinizi müslüman mahallesinde buluyorsunuz sağlı sollu dükkanlar daracık sokaklar içerisinde.

Aksa'nın Esbat Kapısına doğru geldik lakin kapıda işgalci devletin askerleri sizi karşılıyor. İlk olarak nereli olduğumuzu ve dinimizi sordular ama içeri almadılar çünkü Aksa'nın kapılarından giriş saati 21:00. 21:30 da ise içeride bulunan halk dışarı çıkarılıyor.

Biraz direnmemize ve birkaç müslüman ve Aksa görevlisinin uzun uğraşları sonunda kapıdan içeri girdik. Sizi ilk olarak dimdik ayakta duran ve güneş gibi parlayan Kubbetüs Sahra karşılıyor. Kubbetüs sahranın yanından geçerek kıble mescidine yöneldik çok vaktimiz olmadığı için yeteri kadar duramadık ve dışarı çıkarıldık. Dışarıya çıkmadan orada tanıştığım görevli Muhammed bey Türkiye'de okumuş Türkiye dostu bir beyefendiydi.

Biraz muhabbet ettikten sonra çıkışa kadar bana eşlik etti böylelikle tekrar sabah namazında görüşmek üzere Aksa'nın içerisinden ayrıldık. 

Aksa'nın kapıları gece 3.30'da açılıyor. Girişte namaza gelen halktan bir kısmı size kahve,hurma,üzüm ikramında bulunuyor. Hele ki Türk olduğumuzu duyunca ayrı bir ilgiye maruz kalıyorsunuz.

Bu da Türkiye'nin sınırlarının aslında Türkiye'den ibaret olmadığının delillerinden sadece bir tanesi...

Sabah namazını eda ettikten sonra sebat kapısından dışarı çıkarken sıcak ekmek kokuları sizi karşılıyor herkes evinde kahvaltı yapmak için alışverişini yapıyor.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra gezimize ilk olarak Hz. İsa'nın mahkemesinin ilan yapıldığı hakkında hüküm verildiği yerden başladık hemen arkasından Aksa'nın duvarlarının arkasında yer alan Rahmet ve Yusufiye mezarlıklarına gittik.

Bu mezarlık TİKA tarafından restore edilmiştir. Mezarlıkta medfun halde bulunan iki sahabeyi(Şeddât Bin Evs ve Ubade Bin Es-Sâmit) ziyaret ettikten sonra Rahmet kapısından geçerek Hz. İsa'nın çile yolunu gezdik.

Hz İsa'nın çile yolu özellikle hristiyanlarca kutsal sayılmakta olup Hz. İsa bu yolda 14 tane durakta durmuş ve her durakta bir olay yaşamıştır. Bizde bu duraklardan geçerek istasyonda yaşanan olayları dinledik. Ve bu yolda yürürken sağ tarafta üzerinde yedi kollu şamdan ve İsrail bayrakları bulunan bir ev gördük bu ev Ariel Şaronun Kudüs'de satın aldığı evdir.

Ardından yolda devam ederek Hürrem Sultan'ın külliyesinin yanında geçtik. Sağlı sollu çarşıların olduğu daracık sokaklardan çekerken temiz bakımlı sokaklardan geçtik burası Yahudi mahallesiydi.

Yahudi mahallesinde onların kral David dediği bizimde kendisine Allah'ın Tevratı verdiği Davud peygamberin kabrini ziyaret ettik. Davud peygamberin kabrinin bulunduğu yer sinagog olarak kullanılmakta ve kesinlikle başı açık girmek yasak bu kural hem erkek hemde bayanlar için geçerli kanun...

Bizim Kuran'ı güzel seslendirdiğimiz gibi onlarda aynı şekilde Tevratı seslendirmektedir.

Kabirden ayrıldıktan sonra Yahudilerin Ağlama Duvarı dediği bizim ise Burak Duvarı olarak isimlendirdiğimiz duvara doğru yola koyulduk ve yüksek bir tepeden burak duvarına göz attık bizde bulunan haremlik selamlık mevzusu yahudilerinde hassas olduğu bir konu ve bu hassasiyeti titizlikle muhafaza etmekteler. Burak duvarının biraz gerisine Yahudiler dünyanın en büyük sinagogunu inşa etmekteler.

Yahudiler bu duvara gelip ağlıyorlar ağlamalarının elbetteki sebebi var neden ağlıyorlar ve bu duvara gelip neden ibadet ediyorlar şöyle ki: Yahudilerin önünde ibadet ettikleri bu duvar, Kudüsün ve Beyt-i mukaddesin yakılıp yıkılışını esir olarak Romalılar tarafından başka ülkelere sürülüşlerini anmak; hatıralarını tazeleyip, kinlerini bilemek; mabede yeniden kavuşup Yahudi hakimiyetini kurmak hayali içinde dua ve gözyaşı ile yaslarını sürdürmelerini sağlamıştır.

Bu duvar yüzyıllarca Yahudilerdeki milli ve dini şuuru ayakta tutmuştur. Yahudilerin inanışına göre bu duvar yıkılmayacak ve Rab, mabedin batı duvarını asla terk etmeyecektir.Ağlama Duvarını Süleyman aleyhisselamın yaptırdığı mabedden bir kalıntı olarak kabul ettikleri kutsal bir mekan sayan Yahudiler, mabedin yıkılış yıl dönümü olmak üzere çeşitli vesilelerle dua ederler. Yahudilerin en büyük hedefi bu mabedin eski ölçülerine göre yeniden yapılmasıdır. Beyt-i Mukaddes'in eski ölçülerle yeniden yapılabilmesi için bugünkü Kubbetüs Sahranın ve Mescid-i Aksa'nın yıkılması gerekmektedir.

Ağlama duvarını uzaktan ziyaret ettikten sonra Ömer Camiine yöneldik. İkindi namazını eda ettikten sonra.

Hz. İsa a.s çarmıhtan indirildiği,yıkandığı ve defnedildiği Kudüs’te kapısını 823 seneden, yani Selâhaddin-i Eyyûbî’nin zamanından bu yana her gece Müslüman ailelerin mensupları kilitlediği ve sabah yine onların açtığı adı kıyamet kilisesi olan kiliseye doğru yola koyulduk.

Bu kilisede dikkatimizi çeken bir detay oldu ve bu detayı rehberimize sorduk şimdi merdivenin hikayesini dinleyelim:

Osmanlı Devleti, Sultan III. Mustafa'nın saltanat dönemine denk gelen 1757'de bu çatışmaların önünü almak için ferman çıkarılmıştı.

Bu fermana göre, kilisenin temizlik ve bakımı 4 Hristiyan mezhebi arasında eşit olarak paylaştırılmıştı. 1757'de çıkarılan fermanda mezhepler arasında mekanlar dağıtılırken, avluyu temizleme hakkı Ortodokslara, basamakları temizleme hakkı ise Katoliklere verilmişti.

 

Kilisenin önünde bulunan avlu ve burayı yola bağlayan merdiven basamaklarını temizleme işi 1852'de Rum Ortodoksları ile Latin Katolik Kilisesi'nin birbirine girmesine neden olmuştu.

Sultan Abdülmecid'in tahtta olduğu 1852'de temizlik sırasında bir gün mezhepler "Siz bizim sevaplarımızı kapıyorsunuz" diyerek birbirlerine girince büyüyen çatışmalarda onlarca kişi öldü.

İstanbul duruma vâkıf olduğunda Sultan Abdülmecid, bir ferman çıkararak Kudüsteki mukaddes mekanlarda yeni bir statü ilan etti. "Kutsal mekanlara ben geleceğim, milimi milimine kimin nereyi temizleyeceğini ben belirleyeceğim. Bundan sonra da bir taşı yerinden oynatan kafasını yerinden oynatmıştır biline"diye devam eden ferman. Kudüs'e ulaşır ulaşmaz kilisenin önündeki meydanda okunur.

O sırada bir Ermeni papazı kilisenin ön cephesindeki pencerelerden birine dayadığı ahşap bir merdivene basarak temizlemekle uğraşıyordu. Papaz fermanla derhal aşağı indirildi ancak merdiveni kaldırmak istediğinde hayır denilerek müdahale edildi.

 

İşte Kudüs’te bir kilisenin ikinci katında hala pencereye dayalı duran ve indirilmek için İstanbul’dan ferman bekleyen merdivendi. İşte bu merdiven hala 2018 yılında hala orada durmaktadır. 

Kıyamet Kilisesini ziyaret ettikten sonra 2. Abdulhamid Han'ın Alman imp. 2. Wilhelm için açtırdığı kapıyı ziyaret ettik kapının ince düşünülmüş korumacı ve sahiplenmeci zekanın ürünü olarak görmek mümkün şöyle ki:

Alman İmparatoru II. Wilhelm Kudüs’e bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Kudüse girişi sırasında kısa süreli bir kriz yaşanmış. Eski bir İslam geleneğine göre Kudüs’ün ana kapısı olan Yafa Kapısı’ndan (Babü’l-Halil) ancak şehri fetheden hükümdar girebiliyordu. İmparator ise Kudüs fatihleri olan Hazret-i Ömer Efendimiz (r.a.), Selahaddin Eyyubî ve Yavuz Sultan Selim gibi ana kapıdan girmekte ısrar etmiş. Kayzer’in böyle bir şey yapması “şehrin fatihi” olmak manasına geleceğinden, diplomatik bir krizi tetikleyecekken, Sultan Abdülhamid Han’ın dâhiyane teklifiyle bu iş çözülmüş. Yafa Kapısı’nın yakınında surda bir gedik açılarak yeni bir giriş vücuda getirilmiş. II. Wilhelm’e de buranın kendi şerefine, konvoyunun rahat geçmesi için açıldığı bildirilmiş. Dolayısıyla hem Alman Kayzeri II. Wilhelm kendi şerefine açıldığını zannettiği bu girişle taltif edilmiş, hem de muhtemel bir diplomatik kriz önlenmiştir. Sonrasında biz mescid-i aksaya doğru yola koyulduk içerisinde sebillerin,çeşitli mescid ve kubbelerin bulunduğu 144 km'lik alanın adı Mescid-i Aksadır. İçerisinde Kubbetüs-sahra,kıble,burak,mervan ve kadim mescidleri roma dönemine ait eserler mevcuttur. 

Kubbetüs-sahra sarı kubbesi ile sizi ilk karşılayan yapıdır. Müslümanlar ve Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen kaya üzerine Emeviler devrinde inşa edilmiştir. Ortası kubbeli sekizgen bir yapısı vardır. İslam mimarisinde bilinen ilk kubbeli eserlerden olan Kubbet-üs Sahra, (Hz. Ömer Camii) Emevi Halifesi Abdülmelik devrinde 687-691 yılları arasında inşa edilmiştir. Binanın iç yüzeyi ve kubbesi Kuran sureleri ve çeşitli motiflerle süslenmiştir.

İçerisinde peygamberin göklere yükseldiği zannedilen bir kayada mevcuttur öncelikle şunu söyleyeyim ki taş hava da durmuyor.Sahranın hemen yanında Nebi kubbesi ki peygamber burada bütün peygamberlere namaz kıldırdığı rivayet edilir. Ve hemen yanında miraç kubbesi mevcuttur.Ardından kapısında israil askerlerinin kapısında kendi mallarıymış gibi bekledikleri burak mescidini ziyaret ettik. Burak mescidi burak duvarının Mescid-i aksa içerisinde kalan yerdir. İçinde duvarda bir halka mevcut yanlış anlaşılmasın peygamberin bineğini bağladığı halka değil ama herkes bağladığını varsayarak hürmet göstermektedir. Burak mescidinin kapısının sağında siyah kubbesi ile kıble mescidi mevcuttur. Kıble mescidinin alt kısmında bir zamana kadar depo olarak kullanılan aynı zamanda Zekariyyanın mihrabının bulduğu kadim mescid ismi ile isimlendirilen kadim mescidi bulunmaktadır.Bununla birlikte diğer yanda ise mervan mescidi bulunmaktadır bu da kadim mescidi gibi merdivenlerle aşağı inilen bir mescid. Depo olarak kullanılan bu mescidler yahudiler tarafından gizlice açılan bir tünel ile yahudiler buralarda gizlice ibadet ederlerken yakalanıyorlar ve müslümanlar hemen duruma el koyarak bu depoları 6 ay çalışarak Türkiye'nin de gönderdiği halılar ile mescid haline getirilmiş.Mervan mescidin alt derinliklerinde aynı zaman Hz.Meryemin inzivaya çekildiği bölümde mevcut. Hala altında kazı çalışmaların devam ettiğini söyleyen Kudüslüler geceleri seslerin geldiğini söylemektedirler. Yatsı namazından sonra dışarıdan Aksa'ya giriş 21.00 içerdekilerin çıkışı ise 21.30'da. Aksa tamamen insansızlaştırılıyor. Tekrar sabah namazı için gece 03.30'da açılmaktadır. Mescid-i Aksanın içerisinde bulunan kıble mescidinin girişinde Kudüste yaşayan halk her sabah namazında evinde hurma mı var üzüm mü var getirir sandalyenin üzerine koyar sandalyeyi de mescidin kapısına koyar ve müslümanlara ikram ederler ve tadını çok sevdiğim çay gibi bir içecekten de size ikram ederler...

Özellikle siyasi olarak bahsedecek olursak İsrail ordu millet anlayışına sahip bir millet. 

Lise bittikten sonra kadın erkek herkes askerlik yapmak zorundadır. İsrailde yaşayan dindar yahudiler vergi vermez ve askerlik yapmazlar devlet onları yahudi nüfusunu çoğaltmak için kudüsün yakınlarına yerleştirmiş yaptıkları çocuk başı belli bir miktar para vermektedir. 

Özellikle Türkseniz ve Türkiye'den geliyorsanız bunun avantaj ve dezavantajları mevcuttur. İsrail Türk olduğunuzu anladığı vakit saçma sapan gereksiz bir şekilde siz bekletiyor ve zorluk çıkarıyor bu dezavantaj olarak değerlendirilebilir. Lakin avantaj kısmı ve en güzel kısım bana göre şöyle Türkseniz Müslüman bölge halkı tarafından saygı ve sevgi görüyorsunuz. Özellikle gittiğiniz yer hayat standartları pahalı olduğu için her şey pahalı. Türk lirası beş para etmiyor. 

Her gün yolculuk sabah namazından sonra başlıyor. Bu sabah yolculuğumuz Filistinin abluka altına aldığı giriş ve çıkışlarını tuttuğu insanları arayarak içeri aldığı, çocukların ve büyüklerin yüzlerinden acının okunduğu şehirlerinden olan El-Halil. 

El-Halilde Hz.İbrahim, İshak peygamberlerin zevcelerinin metfun bulunduğu camii yer almakta. 

Caminin %60 ı sinagog %40 ı camii olarak hizmet vermektedir. Belli aralıklar sinagog müslümanlara camii ise yahudilere açılıyor. 

Camiinin mihrabının sağ ve sol taraflarında iki adet şamdan bulunmakta bu şamdan Osmanlı Padişahlarından 2. Abdulhamid Han'ın hediye etmiş olduğu altın şamdan bulunmakta. 

Özellikle Hz. İbrahimin zevcelerinden Sarenin kabri arkasında Osmanlı sancağı görmek mümkündür. 

Biz camiiyi ziyaret ettiğimizde yahudilerin cuma akşam başlayıp cumartesi akşam biten şabat adı verdikleri bayramlarına denk geldik. Bu süre zarfında teknoloji yasak elektronik düğmelere dokunmak yasak olduğu için camiide öğle ezanını işitemedik. Kabri ziyaret ettikten sonra dünyanın en eski hala yaşamın devam ettiği Eriha şehrine doğru yola koyulduk bu sırada yoldan El -Halile doğru gelirken sağlı sollu üzüm ağaçları dikkatimizi çekti gerçekten toprağın verimli olduğu üzümler belli oluyordu bu bölgenin verimliliği ile alakalı şöyle bir olay anlatılır: Hz. Musa (as) vefatı öncesinde kavmini yardımcısı Hz. Yuşa’ya (as) emanet etmiştir. Hz.Musa’nın kavmini bu topraklara Hz.Yuşa taşıyacaktır. Fakat bu topraklar neresidir? Bilinen tek şey bu toprakların çok verimli olmasıdır. Yuşa Peygamber kavminden sağa sola kişiler göndererek bir nevi keşif yaptırmıştır. Kudüs’ü bulan bazı 

kişiler karşı kavmin çok güçlü olduğunu düşünerek savaş çıkması durumun da

yenileceklerini düşündüklerinden yalan yanlış bilgi vermişlerdir. Bunun üzerine

Yuşa Peygamber en güvendiği iki kişiyi Kudüs’e yollar. Günler sonra iki kişi

dev bir üzüm salkımı ile dönerler. İki kişi omuzlarının arasına bir sırık

yerleştirerek salkımı da bu sırığa bağlayarak getirmişlerdir. Günümüzde İsrail Devleti’nin Turizm Bakanlığı’nın ambleminde de omuzları arasında üzüm salkımı taşıyan iki adam bulunur. Eriha çok eski bir şehir özellikle Lut Gölü burada bulunur. Eriha mehtap şehri anlamına gelmektedir. Erihaya girişte sizi bir anahtar ve üzerinde we will return mealen geri döneceğiz anlamına gelmektedir. Kendi vatanlarında mülteci durumuna düşen Filistin halkı evlerini kitleyip apar topar evlerini terk etmişler. Bu anahtar o olayı simgelemektedir. Eriha şehrinde ziyaret ettiğimiz diğer bir mekan ise tecrübe mağarası bu mağarada Hz. İsa peygamber tefekkür etmiş sorularına cevap aramıştır. 

Gezimizde Beytüllahim de vardı lakin biz Aksada daha çok vakit geçirelim diye gitmek istemedik. Kudüse dönerken sol tarafta hz. Musa a.s makamını ziyaret ettik. Henüz restore edilmekte restore çalışmaları TİKA tarafından yapılmaktadır. 

Makamın girişinde bizi iki bayrak karşılıyor biri Türkiye diğeri Filistin bayrağıydı. 

Son gün Mükebbir Dağı,Asansör Kilisesi,Asansör Camii,Zeytin Dağı,Hz.Rabianın Makamı,Bütün Milletler Kilisesi ve Kutsal Kabir Kilisesi adlı mekanları gezdik. 

İlk olarak mükebbir dağına gittik aksayı uzaktan gören bir dağdır. Hz Ömer şehrin anahtarlarını almaya davet edildiği vakit aksayı ilk gördüğü ve tekbir getirdiği yerdir bu sebepten dolayı tekbir getirilen dağ anlamına gelen mükebbir adı verilmiştir. 

Ardından Hz. İsanın vefat ettikten sonra hem bedenen hem ruhen dirilip kudüs şehrinin belli bölgelerinde görüldükten sonra işte hristiyanları asansör kilisesi biz müslümanların asansör camii dediği yerden göklere yükselmiş.Biraz alt tarafında ise ilk kadın evliya olarak kabul görmüş Hz. Rabianın makamı bulunmaktadır.Biraz aşağı doğru inince aksanın en net panoramik olarak göründüğü zeytin dağına gelmiş olursunuz. Zeytin dağı hristiyan,yahudi ve müslümanlar için önem arz etmektedir. 

809 metre yüksekliğindedir.

Yahudiler Mesihin zeytin dağı üzerinden kudüse geleceği Hristiyanlar Barnabas incilinde hz .İsanın zeytin dağında Allah'a ibadet ederken kendisine peygamberlik görevi verildiği Müslümanlar Sırat köprüsü

olarak gördükleri bir kutsal mekandır. 

Buradan sonra sırasıyla Hz. Meryem'in kabri olan kutsal kabir kilisesine ardından 2000 yıllık zeytin ağaçları olan bütün milletler kilisesini ziyaret ettik.Öğleden sonrayı alışveriş yapmak ve aksada vakit geçirmek için ayırdık.

Kendime bir puşi,1.5 kg. Hurma ve bir Eriha anahtarı alarak mescidi aksaya silsile kapısından içeri girmek istedik lakin elimizde hurma olmadan içeri almadılar ve diğer kapılardan giriş yapmamam için fotoğrafımı çekti eşyaları bırakıp ikinci girişte ise pasaportumu alarak beni içeri aldı. İkindi namazını eda ettikten sonra silsile kapısından çıkış yapıp pasaportumu alıp ardında emanet eşyalarımı alıp zahire kapısına yöneldim. Eşyaları nereye emanet ettiğimi sorarsanız eğer Silsile kapısına 2.5 km uzaklıkta imat abi su,çay ve çeşitli şekerleme ve meşrubat sattığı dükkana bıraktım. İsrail devleti tarafından dükkanına 24 milyon dolar teklif edilmiş teklifler artmış 30 milyon dolar teklif etmişler ve en sonunda açık çek vermişler ama o dükkanını tüm engelleme ve tacizlere karşı satmayacağını söylüyor. Dükkanına uğrayın çayını için..

Turla buluşup havalimanına doğru yöneldik 00.55'de olan uçak için saat 20.00 gibi kudüsten çıktık. Uçağın kalkmasına 45 dk kala kapıya ulaştım. Size çıkışta sorular sorup ona göre puan veriyorlar ve ona göre aramadan geçiyorsunuz. Kesinlikle ingilizce konuşmayın. İngilizce bilmediğinizi söylerseniz ekranı türkçe yapıyorlar. Ve size şunu tavsiye edebilirim eşyalarınızı mümkün oldukça uçak bagajına verin ne var ne yok döküyorlar. Boş yere gereksiz bir sürü aramadan geçiyorsunuz bunların hepsi yıldırma ve bezdirme politikası bezmeyin yılmayın kudüse gidiyorsanız bunu bir vergi olarak görün. Sağ salim bir şekilde uçağa bindik ve Türkiyeye ulaştık. 

Şunu diyebilirim imkanınız varsa kesinlikle görülmesi gidilmesi ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. 

4 gündüz 3 gece ziyaretimiz son buldu...

Sizi en etkileyen şey ne diye sorarsanız şunu diyebilirim: Aksada tanımadığım çocuklarla top oynadım sanki 40 yıldır tanışıyormuşuz gibi bir mahalle maçı oldu..

Unutmayın oradaki müslümanların Türkiye ve Türkiye Halkına ihtiyacı var...

 







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER İSLÂM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI YUKARI