Bugun...


Burak Ak

facebook-paylas
Sineklerin Varamadığı Aydınlık
Tarih: 22-10-2017 14:27:00 Güncelleme: 22-10-2017 14:27:00


Yaşadığımız coğrafya gereği çoğu insanımız kendisini politik bir söylemin içinde bulmaktadır. Bu durum ister istemez gençlerimizin siyasete olan ilgisinin artmasına vesile olmaktadır. Düşüncesi her ne olursa olsun siyaset ile ilgilenen ve bir topluma önderlik yapmak isteyen insanların halkı ile olan münasebeti fevkalade önemlidir. Bu sebeple geçtiğimiz günlerde bir büyüğümden dinlemiş olduğum ve çok sevdiğim bir hikayeyien doğru şekilde kaleme döküp siz değerli okurlarıma sunmak istedim.

İran hanedanına mensup bir kralın yardımcısı, kralın mal toplamasını ve kendine ait bir gizli hazine kurmasını teklif eder. “Bir gün etrafımızda toplanmış bulunan adamlar dağılabilir ve biz açıkta kalabiliriz. Fakat paramız olduktan sonra dünyanın her tarafındaki askeri kendimize asker yapabiliriz” der. Bunu düşünen kral “Bu hususta arz edebileceğin bir delilin var mı?” diye sorar. Yardımcısı ise: “Evet kralım, şimdiki durumda etrafınızda hiç sinek var mı?” der. Kral “Hayır!” diye cevap verir. Yardımcı bir tabak bal getirilmesini ister, bal getirilir getirilmez sinekler balın üzerine üşüşmeye başlarlar, bunun üzerine yardımcısı: “Kralım görülüyor ki, bu bal gibi paramız olduktan sonra bütün insanlar askerimiz olur” der. Kralın aklı karışır ve bu konuyu başveziri ile görüşmek ister. Başvezirine bu olayı anlatır, fakat başvezir bu olayı benimsemez. “Devletimizde çalışan kimselerin kalplerini maddi olarak değiştirmez, gönüllerine hitap ederseniz o zaman bütün halk dileğiniz şekilde askeriniz olur” der. Kral bu sözlerini teyit mahiyetinde delili olup olmadığını sorar. Başvezir akşam olunca bunu kendilerine arz edeceğini söyler. Akşam olunca, başvezir bir tabak balı kralın huzuruna getirir ve kralına dönerek “Kralım, Bu balın üzerinde hiçbir sinek var mı?” diye sorar. Kral “Hayır!” der. Başvezir: “Şayet idarenizde bulunan halkın kalplerini zulümden dolayı, bir çıkar uğruna karanlıkta kalırsa devlet hazinesinin bir faydası olmaz. Fayda getiren tek şey: halkın rızasını ve çalışanlarınızın hoşnutluğunu kazanmanızdır” der.

Bu ibretlik hikayede de gördüğümüz gibi eğer gerçekten bir dert ile dertleniyorsak ülkemize, ümmetimize hizmet edebilme sevdasında isek şayet çalışmalarımızı baki olmayan dünyevi çıkarlar üstüne değil, kalplere dokunarak yapmalıyız.. Gerçek manada insan kazanabiliyorsak, samimiyetle Allah rızası için gönüllere dokunabiliyorsak, Rabbim zaten kapılarının en hayırlısını biz aciz kullarına açacaktır.

Aynı zamanda liderin halkıyla olan muamelesi, bahçesinin içinde tertemiz sular akan bahçıvan gibidir. Bahçıvan bahçesini yerli yerince düzenler, etrafına meyve veren ağaçları diker ve onları sularsa bahçe gelişir, meyveleri nefis olur ve o da fakirlikten korkmaz. Şayet bahçıvan böyle bir çalışmayı yapmazsa, bahçenin içinde akıp giden o berrak suyun ne faydası vardır? Bakım olmadıktan sonra ağaçların yok olması beklenilen bir şeydir. Bunun gibi lider de iyi hareket eder ve halkının durumlarını iyi bir şekilde kontrol ederse halkı da ona itaat eder, sevinciyle sevinir, kederiyle kederlenir.Lider ve lider adaylarımıza düşen görevi aslında Yunus Emre ne güzel açıklamış;

 

 

 

"Ben gelmedim kavga için,

 Benim işim sevgi için.

Dostun evi gönüllerdir,

 Gönüller yapmaya geldim."

 

Selam, dua ve muhabbetle...





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI