Bugun...


Hakan Öztürk

facebook-paylas
İnsan-İnsan ve İnsan-Modern Cihazlar İlişkisi
Tarih: 19-11-2017 19:18:00 Güncelleme: 19-11-2017 19:18:00


Otobüs duraklarını düşünün veya otobüsleri, gemileri, metro istasyonlarını, metroları veya oturma mekanlarını. Kısacası insanlarla etkileşim halinde olduğumuz tüm mekanları bir düşünün ve karşılaştığımız insanları akıllı telefonları olmadan hayal edebilir miyiz ? Ben hayal edemiyorum. Hayal edebildiğim tek şey aradaki farklılıklar. Kimisi bir şey izliyor kimisi bir şey dinliyor kimisi bir şeyler yazıyor kimisi de oyun oynuyor. Peki neden bu haldeyiz ?  Daha da önemlisi bu hal iyiye işaret mi acaba ? Yoksa bir felaketin habercisi mi ? Bu yazıda gelin hep beraber bunun üzerine biraz kafa yoralım.

Neden bu haldeyiz ile başlayalım. Bence meselenin çözüleceği nokta ilişkilerimiz.  Ortada iki tip ilişki var denebilir. İnsan-İnsan ilişkisi ve İnsan-Modern Cihazlar ilişkisi. Modern cihazlar derken bunun altına akıllı telefon tablet bilgisayar X Box artık ne koymak isterseniz. Henüz ismini  ve kendisini bilmediğimiz lakin birkaç sene sonra tanışacağımız yeni cihazlar ve teknolojileri de bu başlık altında düşünebiliriz.

Basit bir kıyas cevabı bize kendiliğinden verecektir diye düşünüyorum. İnsan- İnsan ilişkisini incelediğimizde karşımıza neler çıkıyor bir düşünelim.

Karşılıklı talepler var.Değişen durumlar var.Risk var.Olumlu yönler olduğu gibi olumsuzluklar da var.Sürecin kontrolü bizde değil.Anlaşmalar olduğu gibi anlaşmazlıklar var.
Ve herkesin kendi çıkarları var.

 
Velhasıl zor ve karmaşık bir süreç. Ciddi bir emek istiyor ve huzur arayışında olan insan için her an insanın duygu dünyasını etkileyecek olumlu veya olumsuz şeyler olabilir.

Insan cihaz ilişkisini incelediğimizde ise özetle şunlar söylenebilir:

Her şey tek taraflı. Sen istersin o verir. Tabiri caizse tüm benliğiyle kendisini sana sunan bir muhatab var. Canım şunu istiyor diyorsun çoğunlukla  sana onu veriyor. Sıkıldım diyorsun eğlence imkanı sunuyor. Öğrenmek istiyorum diyorsun imkan sunuyor. Bir şeyler dinlemek istiyorum diyorsun ona hizmet ediyor.Yani istediğini anında sana veriyor.Buna hayran kalıp ona içten içe bağlanmamak mümkün değil. Sanki senin için yaratılmış. Şu an istemiyorum seni dersen alınmaz gücenmez darılmaz. Seninle işim bitti desen bile ses etmez. Ama insan öyle mi ? Biri nerede diğeri nerede...

 

Peki insan ne yapıyor ? Kolayı ve rahatı seçiyor. Bir tarafta problem yaşadığın insan bir tarafta senin her istediğini gerçekleştirmeyi bekleyen bir varlık. Aslında pek fazla sorun yaşamak istediğimizden ve diğer tarafın cazibesinden olsa gerek tercihi hep cihazlardan yana kullanır hale geldik. Hemen örnek verelim. Bir anne ve bebeğini düşünün. Bebeği ağlıyor anne veriyor eline tableti kızı memnun. Kendisi de dizisini izlemeye veya sosyal medyada yaptığı saçma işlere devam ediyor. Doğal olanı neydi? Anne bebek ilişkisi. Bu durumda fazladan 2 muhataba da gerek yoktu. Bu sadece bir örnek biraz düşününce çok fazla örnek bulmak mümkün. Kısaca neden bu haldeyiz sorusuna değinmiş olduk. Geriye bunun analizi kaldı. Mevcut durum lehimize mi aleyhimize mi ? 

 

Bu durum kısa vadede lehimize görünse de uzun vadede aleyhimize olacak diye düşünüyorum. Bireyler için aileler için okullar için toplum için kısaca her yer için uzun vadede zararlı. Çünkü tüm bu durumlarda özne insandır ve insanın fıtratını bozarsanız onun özne olduğu tüm durumlar da haliyle bozulur. Bireylerden başlayalım. Her zorluğun yanında alternatif bir kolaylık gören birey zorluktan kaçıp kolaylığı tercih etmeyi  alışkanlık haline getirecek. İşin doğası gereği zorluğu içinde barındıran hiçbir işi de başarıyla yapamayacak. Zaten insan ilişkilerinin zorluğundan bahsetmiştik tahammül ve fedakarlığı öğrenememiş bir nesil için bu çok daha zor. Dolayısıyla ilişkiler de pek yürümeyecek. Başta arkadaşlık ve aile ilişkileri olmak üzere. Eşlerin arasındaki ilişki olsun ebeveyn çocuk ilişkileri olsun ciddi bir yozlaşmaya doğru gidecek. Zaten tüm bunların bozulmasıyla toplum bozulmuş olacak. 

 

Bunları felaket senaryoları yazmak ve umutsuzluk aşılamak için söylemedim. Bilakis bu noktaya doğru gitmemek için bizlere ne kadar iş düştüğünü göstermek için söyledim. Nasıl önlem alınır ? Bizlere düşen görevler nelerdir ? gibi sorulara girmek ise yazının bir hayli uzaması demek. Kaldı ki değil birkaç satır birkaç yazı bile bu konuda yetersiz kalabilir. O sebeple yazıyı burada noktalayalım ve bu kıskaçtan kurtulmak için neler yapabileceğimizi kendimize soralım bu konuda kafa yoranların tavsiyelerine kulak verelim ve son olarak da acizliğimizi fark edip  Rabbimizin (c.c) yardımını talep edelim. Hem fiilerimizle hem de sözlerimizle...





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI