Bugun...


Harun Ceylan

facebook-paylas
Fetullah Gülen, Adnan Oktar, Evrenesoğlu ve Diğer Din Tahrifçilerine Dair
Tarih: 11-07-2018 20:46:00 Güncelleme: 11-07-2018 21:34:00


Sitemiz yazarlarından Yusuf Yavuzyılmaz hoca "Türkiye'de Deizmin kökenleri" kitabında içeriğinde deizmin kökeninin yanısıra yaşadığımız coğrafyada bu inancı besleyen etkenlerden de bahsediyor. Kitapta istismarın sosyolojik boyutuna da değinen Yusuf Hoca, istismarın genellikle din alanında yapıldığını söylüyor.
Ülkemiz şartları üzerinden bunu değerlendirecek olursak kuşkusuz doğru söylüyor. Çünkü Cumhuriyet rejiminin kuruluşundan hemen sonraki süreçte hakiki manada islâmı anlatan hocalar, âlimler ve üstadlar bir bir zindana atıldı, kimisi de idam edildi.
Çiçeği burnunda rejimin karşısında durmayan ve itaat eden her kim varsa da dokunulmamış, ne tür bir dini söylem üzerine olduguyla pek ilgilenilmemiştir.
Dalkavuklar, din tahrifçileri, istismarcılar her dönem var olduğu bu dönemde de varlar ve varlığını korumaktadırlar.
Günümüzde de bu istismarcı ve din tahrifçisi olan bazı yapılara , rejime dil uzatmadığı ve gücü elinde bulunduran mevcut iktidara dil uzatmadığı müddetçe bunların islâm dinini ne kadar kullandığıyla istismar ettikleriyle pek de ilgilenmiyorlar.
Çünkü esas olan bu istismarci/tahribatçıların söylemlerinin gücü elinde bulundurana dokunmamasıdır.
Dokunursa yanarsın. Ama İslâm'a istediğini söylemekte özgürsün!
Bu istismarcı, din tüccarcısı ve tahribatçı yapılara dair birkaç tanesini burada teşhir etmeye çalışacağım.
Bugüne kadar bu ülkede islâmî çalışmalarına ket vurulmaya çalışılan kesimler genellikle tevhidî duruş sergileyen kesimler olmuştur.
Tevhidî bir duruş sergilediği ve islamı tevhid yönünü ele alıp bu çizgi üzere bir hareket tarzı geliştiren kesimlere bir kılıf uydurularak çalışmaları ya sonlandırılmıştır yada bir takım iftiralarla bezdirerek yıldırılmaya çalışılmıştır.
Bu 50 sene evvel de böyleydi, bugün de böyle.
Kuşkusuz bunun böyle olmasının sebebi bu kesimlerin tevhidî duruş sergilerken laik/seküler rejimin karşısında çok keskin bir şekilde yer almaları ve söylemlerinin onlara dokunmasından ötürüydü.
Bir Müslüman ile laiklik kavramının asla yanyana duramayacağı hepinizin malumu.
Şüphesiz bu ülkede niyeti yalnızca Allah rizasi olup tevhidî bir mücadele içerisinde olanlar olduğu gibi dinin kendisini bir istismar aracı olarak kullananlar da olmuştur.
Dini tüm boyutuyla istismar aracı olarak kullananlar olduğu gibi istismar alanını salt bazı kavramlara teksif ederek bu kavramlari istismar olarak kullanıp kendisine mürid toplamaya çalışanlar da olmuştur.
Hareket ve cemaat bazında istismar edenleri örnek verecek olursak bunların en başında şüphesiz Fethullah gülen yapılanması gelmektedir.
Bu yapıların en bariz özelliği dini tahrif etme boyutları çok fazladır.
Çok sinsidirler ve makyavelizmi kendilerine düstur edindiklerinden ötürüdür ki hedefe varmak için her türlü yolu meşru görürler.
Nitekim mevcut iktidar ile ters düştüklerinde ona muhalefet olan kim varsa desteklerini esirgemediler.
Doğuda HDP'ye, Batı illerinde ise CHP'ye oy verdiler. Oysa F.Gülen 2000'de bir röportajda "Cebrail gelse parti kuracam dese, 'kusura bakma ben siyasetten uzağım, benim siyasetle işim olmaz'" demişti.
O günün şartları siyaset yapmamayı gerektirdiği gibi, 2015 yılının gerektirdiği ise islam düşmanı CHP ve HDP'ye oy vermekti.

Uzun süredir şundan hep yakınıyordum: Her türlü takiyyeciliği yapan ve bukelamun görevi gören, Hz.Peygamberi kamyonete bindiren, Hz.Peygamberin " Türkçe Olimpiyatlarına" geldiğini söyleyen, ılımlı islâmı anlatan ve dinlerarası diyalog adı altında her türlü tahribatı yapan Fethullah gülene;
Mehdi olduğunu iddia eden, karşısında çıplaklari raks ettiren, her türlü bid'atin ahlaksızlığın ve din tüccarlığının(istismarcılığının) merkezi olan A9 ve Adnan Oktar'a,
Yine Mehdi (ve Peygamber) olduğunu, Allah'tan vahiy aldığını iddia eden ve Amerikanın koruması altında olan İskender evrenosoğlu'na bu güzelim islâm ülkesinde neden dokunulmamıştır, neden bunlara kayyum atanmıyor, teşhir ve ifşa edilmiyor diye yakınıyordum.
Fethullah Gülen bertaraf edildi, bu topraklardan sürüldü.
Bugün de İsrailin adamı Adnan Oktar'a operasyon düzenlendi, A9 TV'ye kayyum atandı ve her türlü mal varlığına el konuldu.
Bu tür hareketler bitti mi? Tabiki bitmedi.
Şüphesiz Fethullah gülenın görevini üstlenen hareketler hala varlığını korumaktadır.
Bunu tespit etmenin yolu çok kolay.
Diyanet eğer bu ülkede kendini dinin yegane temsilcisi olarak görüyorsa bunun gereğini yerine getirmelidir. Gerçi Diyanetin kendisi de emin ellerde olduğu şüpheli ama neyse.. Biz yine de olması gerekeni yazalım.
İslamı olduğundan farklı gösteren, her türlü bid'atı yayan, her türlü fitneyi yayan, TV kanalında yaptığı ticaretin boyutu sohbetlerin ve din tebliğinin önüne geçen, Allah'ın her günü hocalara ve cemaatlere fütursuzca saldıran kişilere yönelik de birşeyler yapılması gerekiyor hatta geç bile kalındı.
Cübbeli Ahmet bu anlamda hala sinsi bir şahsiyet olarak varliğini sürdürmektedir.
Yazdigi kitabı satin alıp başkalarının da alması için müthiş gayret gösterenlerin Mehdi Aleyhisselama hizmet etmiş olacağını, yazdığı bir kitapta Hz.Ibrahim'in geçtiği bir ayeti okuyup erkeğin tenasul uzvuna okunduğ takdirde şifa bulacağını rahatlıkla söyleyebiliyor.
Tam cehenneme atacakken meleklere Nakşibendi tarikatının halidi kolundan olduğunu söylediği takdirde cehennem yerine cennete götüreceklerini kürsülerden rahatlıkla söyleyebiliyor.
Allah'ın ete kemiğe büründüğünü, Mahmut diye göründüğünü rahatlıkla söyleyebiliyor.
2011de cezaevine girene kadar Samanyolu Tv'ye 'sapkın bir kanaldır, oraya çıkanlar da sapıktır.' diyerek her turlu saldırıyı yapabiliyorken cezaevine girip çıktıktan sonra 'Fetullah demeyeceksiniz hocaefendi diyeceksiniz' demişti ve Samanyolu TV'ye konuk olmuştu.
Ve İslâm kendisinin tekelindeymiş gibi saldırmadığı kimse kalmadı.
İslâm yalnızca onun anladığı gibidir, onun dışında kalan herkes sapık ve ehli sünnet dışı...
İşte bu tür hareketler her zaman FETÖ olmaya adaydır.
Işıd de kendisi dışındaki herkesi sapık görüyor, FETÖ de görüyordu, Cübbeli Ahmet de görüyor, Adnan Oktar da mehdi olduğunu iddia ediyor dolayisiyle kendisine tabi olanların doğru yol üzere olduğunu söylüyor, keza Evrenesoğlu da..
Anlatmak istediğimi anlamışsınızdır umarım.
Şuna da değinmeden geçemeyeceğim.
Fetullah Gülen'in din istismarcısı ve tahrifçisi olduğu en az 20 yıldır biliniyordu.
F.Gülen'in bu topraklardan sürülme sebebi olarak din istismarcılığı ve dini tahrif etme boyutu hiçbir zaman ön plana çıkarılmamıştı, hep paralel devlet yapılanması, devlete sızan bir örgüt gibi lanse edildi.
Hülasa F.Gülen'e dini tahrif ettiği için değil, devlete sızdığı ve kontrol mekanizmasını ele geçirmeye çalıştığı için operasyon çekildi ve inlerine girilmek istendi.
Fakat bugün yeni sistemin ilk gününde ilk icraat olarak bir DİN TAHRİFÇİSİ Adnan Oktar gözaltına alındı ve tüm mallarına el konuldu..
Tam bir yıl evvel sosyal medya hesabında 27 temmuz 2017'de kayyum atanması gereken 6 tane yapı ismi sıraladım bunlardan bir tanesi de Adnan Oktar idi.
Aradan 1 yıl sonra bu gerçekleşti çok şükür.
Peki nedir bu Adnan Oktar, a9 ve kedicikler meselesi, herşey Adnan Oktar'ın karşısına birkaç tane çıplak çıkarıp raks ettirmesinden mi ibaret? Kesinlikle hayır.
Herkes kedicikler üzerinden birşeyler söylemeye çalışıyor ama mesele hakikaten bu kadar masum ve basit değil.
Adnan Oktar çok büyük bir projeydi ve inşaallah kökü kurutulacaktır, yok olacaktır.
2015'te Müntesîbi olduğum parti adına birkaç arkadaşla birlikte ev ev gezip siyasetin islâmî yönünü insanlara anlatıyor, Müslümanların bu anlamda siyasetten uzak durmaması gerektiğini anlatıyorduk.
Ve destek istiyorduk en nihayetinde.
Bir gün yine bir ev ziyaretinde ev sahibinin abisi de orada oturmuş, sohbetimizi sonuna kadar dinlemişti.
En son sözü kendisi aldı ve "siz ne anlatıyorsunuz ya, boşverin siyaseti miyaseti, böyle şeylerle uğraşarak vakit kaybetmeyin, zaten az kaldı, Mehdi gelecek hepimizi kurtaracak.." dedi.
Ben hemen anladım meseleyi tabi.
Bu abiye sorduğum tek soru "a9 Tv'yi mi izliyorsunuz?" Olmuştu.
Cevap evetten başkası değildi.
Düşünsenize Adana'nın bir taşra köyünde hayvan besiciliği yapan 55 yaşındaki bir adamın fikirleri bu.
A9 TV izliyor ve mehdinin gelip tüm Müslümanları kurtaracağına inanıyor.

Bahsettiği bu Mehdi, Adnan Oktardan başkası değildi şüphesiz... oh ne güzel! Evinde ötür, etliye sütlüye karışma, bir mücadele verme ve  Mehdi gelsin seni kurtarsın..

Irak'ta Kesnizani tarikatı üzerinden "kim ne yaparsa yapsın, yerinde otur bir mücadele verme" mantığı yerleştirildi, başarılı olundu ve Türkiye'de de denenmek isteniyor farklı yapılar üzerinden. Tam da burada Bilge Kral Aliya'nın "Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır" vecizesini daha iyi anlıyoruz..
Öyle bir İslâm algısı yerleştirmeye çalışıyor ki Adnan Oktar;
Başörtüsü farz değildir, -çok özür dileyerek söylüyorum- kadınlar için avret yeri sadece 2 bölgenin kapatılmasından ibarettir..Yani sadece göğüs kısmı ve diğer yer. Sadece buralar kapatılarak namaz eda edilebilir. Yani bikini ve mayo ile.. kadınlar erkeklerle birarada bulunup birlikte raksedebilirler. İçki haram değildir. Çok yakında Mehdi gelecek ve bu Mehdi Adnan Oktardır.. hiçbir ilmî birikimi olmayan bu Adnan Oktar denen zevat adına sanki kendisi yazmış gibi onlarca kitap neşredilmiş. Kitapları okuyan onu gerçekten bilgili sanar fakat TV'de bakınca merdiven altı tinercilerden daha bilgisiz, üç beş kelimeyi biraraya getiremeyen ve sapık birisi.
Kendisinin bilmem kaç dereceden mason olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyor, düzenlediği toplantılara Yahudiler katılabiliyordu.
İsrail ile Türkiye arasında bir köprü görevi görmeye çalışılıyordu Adnan Oktar üzerinden.
Fakat tutmadı.
Bugün malikanesine baskın yapıldı ve villasında 50nin üzerinde silah, zırhlı araçlar ve kurşun geçirmez yelek ele geçirildi.. ve ilk söylediği şey, " seçimlerde Ak Partiyi destekledik, çok şaşkınım." Demek oldu. Yukarıda özetlemek istediğim şeyi umarım daha iyi anlamışsınızdır.. 

Evet, demek ki herşey o kadar da masum değilmiş!
Geç kalınan bir operasyondu fakat yine de yerinde oldu!
Bu ülkede İslâm dini gerçekten çok ağır darbeler aldı, almaya da devam ediyor.

Bu dinin sahibi Allah'tir ve koruyucusu da O'dur.
İslam dinini gerçekten kendisine bir hayat düsturu edinen Müslümanlar Fetullah gülenin tahrif ettiklerini mi onarmaya çalışsın, Adnan Oktar'ın mı, Sünnet ve hadis münkîri Taslaman tayfasının mı, bilmem daha kimlerin kimlerin tahrif ettiklerini mi onarmaya çalışsın..
Bu tahrif için mücadele edenleri gördükçe Müslümanların ne kadar boş durmaması gerektiğini ve her daim mücadele halinde olması gerektiğini daha iyi anlıyor insan.
Adnan Oktar'a yapılan bu kayyum geç kalınsa da tebrik ediyoruz bunu gerçekleştirenleri.
Umuyoruz ki devamı gelir ve bu tip yapılanmaların doğmasına sebeb olan faktörler ile de mucadele edilir..

Şimdilik Allah'a emanet olun.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI