Bugun...


Meryem Aksa

facebook-paylas
Tesettür, Genç İşi Bir Emirdir!
Tarih: 22-10-2017 13:41:00 Güncelleme: 22-10-2017 13:41:00


Bismillahirrahmanirrahim.

Örtünmek ‘genç işi’ bir emirdir efendim! Bu cümleyi ilk duyduğumda evet demiştim, tesettür konusunda ilk olarak bunu anlatmalıyız. Eğer genç kızların tesettüre bakış açılarındaki yanlışlıkları konuşacaksak ilk önce ‘Henüz çok gencim, sonra örtünürüm.’ algısı üzerine konuşmalıyız. Çevremizdeki pek çok genç kız Allah’ın örtünmemizi emrettiğini bildiği halde bunu nefsine kabul ettirememektedir. Kimi genç kızların örtünmeyi gençliğe yakıştıramayıp ‘yaşlı işi’ bir emirmiş gibi algılaması örtünmeyi ziyadesiyle geciktirmektedir. Hatta bu erteleme işi bazen o kadar uzar ki kişi evlenir, çoluk çocuğa karışır, kırklı yaşlarını geçer. Hayatını açık bir şekilde geçirmeye alışmış bu insanın artık örtünme konusunda bir çabası da kalmamıştır. İşte tam da burada karşımıza acı bir tablo çıkar ki bu da tüm hayatını Allah’ın örtünün emrine karşı gelerek geçirmiş olmak ve tesettürlü olmanın getireceği tüm hayırları ve bereketi kaçırmaktır. İşte bu acı tablo ile karşılaşmamak için genç kızların örtünmenin ‘genç işi’ bir emir olduğu bilincine varması gerekir. Zira Rabbimiz Nur Suresi 60. ayette ‘Artık nikah arzuları kalmamış, hayızdan ve doğumdan kesilen yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine de sakınmaları onlar için daha hayırlıdır.’ buyurmaktadır. Bu ayet bize gösteriyor ki Rabbimiz artık karşı cins tarafından dikkat çekmeyen, bir güzelliği kalmamış yaşlı teyzelerimize örtünme konusunda esneklik göstermektedir. Çünkü örtü güzel olanı gizlemek içindir. Güzellik ise gençliktedir. Mesele gençken güzelliğin, canlılığın ve nefsi isteklerin zirvesindeyken Rabbimizin örtünün emrine ‘işittik, itaat ettik’ diyebilmektedir.

            Müslüman genç kızların tesettüre girme konusundaki bir diğer yanlış algılayışı da ‘Örtünürsem beni kimse beğenmez, evlenmem zorlaşır.’ gibi bir ümitsizlik durumudur. Halbuki Yüce Yaradan’ın tesettür emri ne insanı çirkinleştirir ne de evlenmesini zorlaştırır. Evlilik Allah’ın tayin ettiği bir kişiyle ve yine Allah’ın tayin ettiği bir zamanda gerçekleşecektir. Göklerde kıyılan nikahın önüne kim geçebilir? Tesettür mü? Aksine… O tesettür ki genç bir kızın kendini muhafaza etmesini sağlar ve kendini muhafaza eden bir kişiye evliliğin en güzeli Allah’ın izniyle nasip olacaktır. Çünkü Rabbimiz Nur Suresi 26. ayette şöyle buyurmaktadır: ‘Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara yakışırlar. İyi kadınlar iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara yakışırlar (…)’ İşte bu ayet bize gösteriyor ki Rabbimiz kendini muhafaza edip temiz kalan kişilere müjde vermektedir. Herkes kendine yakışana layıktır! Bir diğer konu da örtünün zaten fıtratımızda bulunan bir ihtiyacın yansıması olmasıdır. Fıtratımızda bulunan tesettür,  nasıl bir insanı çirkinleştirebilir? Aksine bir kadının Allah’ın emrine uymak ve haram bakışlardan korunmak için tesettüre girmesi onun bütün iç güzelliğini yüzüne yansıtır. İçindeki huzur tüm ruhuna ve bedenine sirayet eder. Tabii hakkıyla örtünülürse…

           

 

 

Hakkıyla örtünmek demişken… Şimdiye kadar henüz örtünememiş genç kızların yanlış algıları üzerine bir şeyler söyledik. Bir de zaten örtünmüş genç kızların ve kadınların yanlış algıları var ki bunlar tesettüre de ciddi manada zarar vermektedir. Örtünmeyi ‘baş örtmekten ibaret’ görmek; Allah rızası için değil de ailesi, kocası ya da çevresi istiyor diye örtünmek; günümüzde bir akım haline gelmiş ‘tesettür modası’na özenip örtünmek; tesettür ayetlerinden bihaber kendi hevesatına göre örtünmek… İşte tüm bunlar günümüzde sıklıkla karşılaştığımız ve tesettüre adeta zulmeden davranışlardır. 28 Şubat süreci ve Müslümanlara çektirilen eziyetleri hatırlamak lazım. Eskiden bu ülkede ‘Tesettürlü’ye zulmediliyordu . Şimdi ise ‘Tesettürün kendisine’ zulmediliyor. Hem de tesettürlü olduğunu iddia eden kişilerce… Peki ne değişti? Tesettür için yani Allah’ın emri için verilen bu mücadele ruhu nereye kayboldu? Müslümanların çektiği onca eziyet, tesettürü kendi hevesatımıza göre yaşamak için miydi? İşte artık birçok kişinin sormaya dahi niyetlenmediği bu soruları sorup sarsılmak ve kendimize gelmek zorundayız. Birilerinin, ‘tesettür modası’ adı altında tesettürü ortadan kaldırmaya, fıtratımızı bozmaya, asli kimliklerimizi yok etmeye yönelik sinsi planlarını görmezden mi geleceğiz? İstiyorlar ki bizi biz yapan, inancımızı ayakta tutan ne kadar değerimiz varsa ortadan kalksın. Batı kültürünün etkisi altında gerçekte ‘kim’ olduğumuzu unutturmak istiyorlar bize. İşte Müslüman gençlerin bunların bilincinde olarak Allah rızası için atacakları her adım o zalimlerin planlarını bozacak ve heveslerini kursaklarında bırakacaktır.

Örtünmek genç işi bir emirdir demiştik ya… İşte bu bilince vakıf olamamış ‘tesettürlü’ genç kızlarımız var bir de. ‘Çok gencim’,  ‘Elimden bu kadarı geliyor, ilerde daha güzel örtünürüm.’ gibi ifadeler Allah’ın emrini ve rızasını çiğnemek için bir sebep olabilir mi? Üstelik canlılığın, güzelliğin zirvesindeyken yani namahremin ilgisini en çok çektiğimiz gençlik zamanında kendimizi ‘tam anlamıyla’ muhafaza etmeyip bir güzelliğimizin ve çekiciliğimizin kalmadığı yaşlılık zamanında ‘daha iyi örtünmek’ nasıl bir mantığın ürünüdür? Örtünmek bir kadının namahreme karşı tüm güzelliği ve çekiciliğini ortadan kaldırmak ve onu çirkin bakışlara karşı muhafaza etmek için vardı değil mi? Oysaki günümüzde örtmek bir yana tüm güzelliği ortaya çıkaracak (dar, içini gösteren, hatları belli eden, dikkat çekici şekilde renklere ve desenlere sahip olan…) kıyafetler ile ‘tesettürlü’ olduğuna inanıyor, inandırılıyor genç kızlarımız. Gerçekten Allah’ın rızasını umarak örtünen bir genç kıza hangi erkek dönüp de bakmaya cesaret edebilir efendim? Baksa da ne görebilecektir?

Yüce Rabbimiz bize Kuran-ı Kerim’de Hz. Meryem’i örnek göstermiştir. O ‘Betül’ (erkekten sakınan) sıfatıyla anılan, erkeklerin baktığında kendisinde hiçbir şey göremeyecekleri bir ‘hanımefendi’ idi. Bizler, ümmetin genç kız ve kadınları olarak Hz. Meryem, Hz. Fatıma ve Hz. Hatice gibi ‘Betül’leri kendimize örnek almalıyız. Onlar ne hayırlı idiler! Rabbim ayaklarımızı onların gittiği yol üzere sabit kılsın. Esselamü aleyküm…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI