Bugun...
SON DAKİKA

Halepçe Katliamı, Kimyasal Silah ve Büyük Kürt Göçü

 Tarih: 17-03-2019 17:49:00  -   Güncelleme: 17-03-2019 17:52:00
Musa Akkaya

Hardal, sarin ve birazda VX! Ardından solunumda elma, genizde ölüm ile başbaşa bir Millet!

 

Bugün, Türk sağı ve Türk solu Halepçe'yi hatırlamamazlıktan geliyorsa, takvimler 31 Mart'ı gösterdiğinde de Büyük Kürt Göçünü hiçbiri hatırlamayacak. 

 

Her sene Halepçe Katliamından kısaca bahsedip geçiyoruz. Binlerce insanın ölümünü ve geride kalanların dramını anlamaya çalışmaksızın özgürlük, adalet tipi klasik sloganlar atarak hayatımıza devam ediyoruz. 
Peki, işin arka perdesini merak ediyor muyuz?

 

Mesela.. 1991'in 31 Martında yaklaşık 2 milyon insan Türkiye ve İran sınırlarına göç ediyor ve dağların arasında çok zor şartlar içinde yaşam mücadelesi veriyor.

 

Peki, bu insanlar neden göç ediyor?

Şöyle ki her illegal saltanatın temelinde çıkar ve menfeat ilişkilerinin kurbanları vardır.
Kuşkusuz bu kurbanlar da dünyanın yetimleri kim ise onlar oluyordu.

 

Ve Kürtler!

 

Bölünmüşlüğün verdiği güçsüzlük, kendi aralarındaki uyuşmazlık ve belki de İslâmî bir kavram olduğu sanılan ümmet mefhumuna olan aşinalık ve düşkünlük onları milliyetçi duygularından bihaber kılarak modern yüzyılın en bilinir yetimi olarak ortaya çıkarıyordu.

 

1980-1991 yıllarını kapsayan süreç..
İran devriminin yarattığı devrimsel ve fikirsel süreç Halepçe başta olmak üzere tüm muhafazakâr Kürtleri etkilemişti..  


Ancak birileri okyanus ötesinden bu devrimin yayılmasını engellemek istiyordu..
Bu sebeple Amerikan öncülüğünde çeşitli milis güçlerin kuracağı koalisyon, kendisine biat edecek birini, ki bu Saddam idi, seçerek devrimin yayılmaması için ilk adımı atacaktı..


Daha sonra Saddam bahane edilerek Irak'a girilecek ve petrol kaynaklarına el atılacaktı..


Elbette tüm bu planların yürürlülüğü için okyanus ötesinin sabırlı olması ve Irak'ın komşularını da kendi yanına çekmesi gerekiyordu..
Son süreçte ise kaotik planların ulusal medyada demokrasi olarak pazarlamak gerekiyordu. Ki global anlamda da politik bir güç elde edilsin..
Türkiye!
Kuşkusuz olası bir Kürt devleti profilinin oluşturacağı tedirginliği, ABD'nin de işine gelebilecek bir politikayla engelliyordu..
ABD artık elini KDP ve KYB'den çekiyor ve "bu mesele Irak'ın iç sorunudur" diyordu...
Neden?
Çünkü ABD'nin Irak'a girmesi için Saddam'ın bir şeyler yapması gerekiyordu.. 
Bu, acı olsa da Türkiye'ye de yarayan bir politika olarak görülüyordu..
Hatta rivayet odur ki Irak’ın kimyasal yapımında kullandığı maddeler, başta İsviçre, Belçika ve Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde üretiliyor, deniz yoluyla Türkiye’ye, Mersin Limanı’na indiriliyordu. Ondan sonra Türk firmaları tarafından etiketlenerek Irak’a gönderiliyordu.
Yine, ONAT ve PENTA gibi Türk şirketleri de Irak'a kimyasal madde satışı yapıyordu.

Gerisi belirgin zaten.. 2003. 

Şimdi bu meseleyi bir de Suriye üzerinden okumanızı istiyorum.
Elbette Türkiye'yi yanlış politikalarından dolayı eleştiriyorum. Çünkü burası bizim ülkemiz. Emperyalist güçlerin değil. Ve birilerinin emperyalistlerin işini kolaylaştırarak savaşa meydan hazırlaması kabul edilemez. 
Konuyu fazlaca dallandırıp budaklamayalım...
Eğer özgürlük nutukları atacaksak kim için ve ne için attığımızı bilmek zorundayız
Vesselam..

  Bu yazı 350 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI