Bugun...
SON DAKİKA

Düşünsel Paradigma: Zıtlıkları Belirlemede Tutarlılık ve Uyumsallık

 Tarih: 13-02-2019 15:24:00  -   Güncelleme: 13-02-2019 18:29:00
Musa Akkaya

Doğrusu, insan, ev sahipliğini üstlendiği dünyada diğer misafirlerden farklı olarak büyük bir sorumluluk ile karşı karşıyadır. 


Nedir bu sorumluluk?

1.Düşünme ve düşündürme
2.Sorgulama ve sorgulatma
3.Anlama ve anlamlandırma

İnsan neyi düşünmeli, neyi sorgulamalı ve neyi anlamalıdır? 

Bu sorular, bizleri, insan ırkının temel prensiplerinden biri olan iyi-kötü, varlık-yokluk, madde ve mânâ alemine ulaştırıyor.
Umumi olarak insanın ilk düşünsel pratiği kendisinden başlıyor ve ardından çevresine yayılıyor. Kısacası insan, görünenden görünmeyene, basitten karmaşığa, özelden genele olan düşünsel bir yolculuğa çıkıyor.
Dilerseniz, öncelikle insan ırkının temel prensiplerinden biri olan zıtlıkları; düşünmeye, sorgulamaya ve anlamaya çalışalım... 

Karşıtlıkları (zıtlıklar) belirleyen kılavuz nedir?

Aşk üzerine yazılan bir şiirin, iki kişi tarafından yorumlanması istensin. Şiiri yorumlayacak kişilerin aşka bakış açısı farklı olsun ve biri şiiri beğensin, öteki ise şiiri beğenmesin. Şu halde, bu şiirin "güzel ve etkili" yahut "kötü ve etkisiz" bir şiir olduğu yargısı genellik kazanabilir mi? Diyelim ki bu şiirin "güzel ve etkili" olduğu kanısını genel-geçer kabul ettik.

Peki, "kötü ve etkisiz" yorumunu ele alan kişi veya kişileri nasıl değerlendireceğiz? Eğer "güzel ve etkili" şiir yargısını genel-geçer kabul edersek, "çirkin ve etkisiz" yargısını benimseyen kitlelere haksızlık etmiş olmaz mıyız? Şu halde yoruma dayalı karşıtlıkların genel-geçer durumunu belirlerken dikkat etmemiz gereken temel ilke "uyumsallık" olmalıdır.

Şöyle ki; şiir hakkında söylenmiş her iki yorumun da genel-geçer olduğu yargısını benimsememiz gerekecektir. Aksi halde tek bir yorumun geçerlilik kazandığı süreçte, karşıt yorum, ötekileştirilerek beraberinde büyük bir sorunu ortaya çıkaracaktır. Elbette bu husus yalnızca yoruma dayalı durumlarda kullanılabilir. Zira elmaya bakan iki kişiden birinin "bu elma değil, armuttur" söyleminin, geçerlilik kazanması mümkün değildir. Bu hususta da temel ilke "tutarlılık" olmalıdır.

Bir başka misalde, bir kedi düşünelim. Bu kedi, kendi türünün en güzeli ve en uysalı olsun. Peki, bu kedinin güzelliğini ve uysallığını farelere sorduğumuzda; onlar bu güzelliği ve uysallığı tasdik mi edecek, yoksa kendi türleri için potansiyel bir tehdit kaynağı olduğu yargısıyla, onların çirkin ve vahşi olduğu kanısını mı ikrar edecek? 
Bu konuda, bilhassa zıtlıklar üzerine "görelik" kavramının oturduğunu görebiliriz. Zıtlıkları vareden temel mantığın rölatif ilke olduğu vurgusu yapılır. Buna göre iyi olanın kötü ile, var olanın yokluk ile, maddenin mana ile ortak bir ilişkisi olduğu söylenir.

Örneğin, "savaş" kavramını ele alarak iki ülkenin birbiri ile olan mücadelesine göz atalım... 

Öncelikle bu savaşın başlamasının temel faktörünü belirleyelim. A ülkesi açlık ve kuraklık ile mücadele ediyorken, B ülkesi refah ve mutluluk içinde yaşıyor. A ülkesi, B ülkesinden yardım istiyor. B ülkesi ise bu yardıma karşılık vermiyor ve bunun üzerine A ülkesi, B ülkesine savaş açıyor. Savaş sonunda şu tablo ortaya çıkıyor: B ülkesi savaşı kazanıyor. Ancak her iki ülkeden de milyonlarca sivil ve asker yaşamını yitiriyor. Savaş neticesinde B ülkesinde de ekonomik sıkıntılar baş gösteriyor. Dolayısıyla B ülkesinin halkı da yoksullaşmaya başlıyor. Ve savaş neticesine binaen birçok sorun daha ortaya çıkıyor.
Bu savaşta açlık ve kuraklık tetikleyici unsurdur. Savaşın başlamasını tetikleyen asıl etken ise yardımın reddedilmesidir. Eğer "yardım" eylemini iyilik olarak nitelersek, iyiliğin reddedilmesi sonucunda ortaya çıkacak olan temel etken ise kötülüğü doğuruyor. Şu halde, iyiliğin reddedilmediği bir dünya tasavvurunda, kötülük adına hiçbir şeyden bahsedemiyoruz.


Bu durum bir döngünün izdüşümüdür. Tıpkı ölüm ve hayat arasındaki ilişki gibi. Örneğin, Kuzeyde ölen bir ihtiyarın yerini, Güneyde doğan bir bebeğin alması gibi. O halde, zıtlıkların, -yahut buna döngü ya da değişim de diyebilirsiniz- hayatın kendisi olduğu yargısına varılabilir. 

Kuşkusuz, insan, hayatı anlayabilmek ve anlamlandırabilmek adına zıtlıkları ve zıtlıkları oluşturan uyumsallık ve tutarlılık ilkesini bilmek zorundadır.
Evet, insanın ilk düşünsel paradigmasını ele aldığım zıtlıklar konusunda, uyumsallık ve tutarlılık kavramlarının içeriğine değinerek; bir karşıtın, diğer bir karşıtı doğurduğunu dilim döndüğünce ikrar ettim.


Görüşmek dileğiyle...

  Bu yazı 212 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
YUKARI