Bugun...
SON DAKİKA

İtidal Çağrısı

 Tarih: 02-03-2019 23:20:00
Musa Akkaya

İnsanın duygusal yapısı en büyük zaafıdır. Akıl dahi oğu zaman bu karmaşık bağı anlamlandıramamaktadır. Bu sebeple, duygular pekçok kez aklı ekarte ederek kavalın sesine takıla gitmiştir. Kavalı çalan kimdir bilmiyoruz...

Gayemiz duyguları suda boğmak olmadığı gibi aklı da zeytinyağı kılmak değildir. Derdimiz insanı vareden, onu; doğadaki diğer varlıklardan ayıran duyguya ve akla itidal ile yaklaşma istidadı kazandırmaktır.

Dikkat edin, tarım devriminden sanayi devrimine; sanayi devriminden bilişsel devrime kadar  geçen süreçte ve tüm bu süreçlerin öncesinde varolan temel egemen anlayış "feodum düzeni" olmuştur. Bu kelime önceleri Latince sözcük olan beneficium‘un yerine kullanılması ile başlamıştır. Bahsi geçen beneficium ise imtiyaz, yarar gibi anlamlara gelmektedir.

Elbette, imtiyaz ve yarar gibi güçlü anlamlar, onları dinamize eden iktidarlar ile bütünleşerek baskın hale gelmiştir. Bu baskınlık diğer bir tabir ile dizginleme, Paleotik çağda, bir mamutun peşinden koşan neandertal topluluklarını Feodum düzenine yakınlaştırırken; mezolitik çağda, buğday keşfine çıkan sapiens ile Feodum düzenine geçme aşamasını ele alıyor...

Kalkolitik çağda ise denisovanın bıraktığı aletleri işleyen modern insan, hemcinsini evcilleştirmeye adım atıyor... Yanlış anlamadınız, ilk evcilleştirme adımı, hayvana yahut toprağa atılmamıştır. Bilakis insan, hemcinsini evcilleştirerek, doğayı ve tüm canlı gruplarını tahakkümü altına almayı başarmıştır. Peki, bunu nasıl başarabilmiştir?

Örneğin, Paleotik çağda yaşayan ilkel bir kabile hâyâl edelim..

Bu kabile, bittabi avcılık ve toplayıcılık ile geçim sağlıyor. Bu sebeple, kabileye bir üst akıl gerekiyor. Aksi halde öldürülen bir mamut, sofraya konma safhası dahi gerçekleşmeden kan gövdeyi götürebiliyor. Muhtemeldir ki kan'ın gövdede kalması için kabileye bir şef seçilmesi sonradan öğrenilen bir bilgi olarak karşımıza çıkıyor. 

Bu noktada; iktidarı, yön vereni, baskın olan gücü belirleme yolunda ilk adımlar atılmaya başlanıyor...İlk aşamada bazı topluluklar rey kullanarak güçlü olanı seçiyor. Bazı gruplar ise rey kullanmadan direkt güçlü olanı seçiyor..

"Neden yalnızca güçlü olanlar seçiliyor? Liyâkatli bir neanşef seçilemez miydi?" diye sorduğunuzu varsayarak şöyle cevap vermek istiyorum: 


Güçlü olan adayın elinde muhtemeldir ki, çağın en güçlü silahları; çevresinde ise -iki topluluktan biri olan- mamuttan daha fazla nemalanmak isteyen grup vardır. Bir diğer grup ise güçlü olana karşı kolektif (ortak) bir uzlaşı sergilemekten çekinen ve bu sebeple güçsüz kesimle yapılan konsensüsü, çok önceden, güçlü olanla yapılan bir anlaşmada terkeden gruptur..

 Her iki grubun da güçlü olanın yanında yer almasının temel sebepleri aç kalmamak ya da ormanın kuytu yerlerinde, bir karganın gözü önünde öldürülmemektir.

Elbette bu iki grubun yanı sıra korkularından tamamen sıyrılmış duygusal avcılar vardır.. Bu avcılar da kendisine bir garantör arar ve neticede, güçlü olanın istibdatı yüzünden, duygusallığa kanalize olan bu grup, pek iyi tanımadığı garantörünü her hususta taçlandırarak toplumsal kaousun temelini teşkil eden ayrılıkları başlatır...

Acaba tüm bu ayrılıkların sebebi bir mamut muydu yoksa gücü elinde bulundurmak isteyen şeflerin iktidar savaşı mıydı? 
Görüldüğü üzre, ilk grup, aç kalmanın yahut öldürülmenin verdiği korku hâli ile aklı kullanıp bu işin içinden sıyrılabilmeyi başarmıştır. Ancak aklı hangi ölçülerde kullandıklarını bilmiyoruz. Zira, günü geldiğinde seçtikleri şefin baskın yönünü kendilerine dahi uygulayacaklarını bilmeleri gerekmektedir...

Diğer bir grup ise aşağılık kompleksinden kurtulmak adına öncelikle korkuları saf dışı bırakmış, ancak, güçlü şefe karşı oluşan nefretin holiganlığa dönüşmesi neticesinde, akıldan da kurtularak kendi garantörünü ön plana çıkarmak için çabalamıştır. 

Akıldan kurtulma söylemini arz ettik, çünkü holiganlık; seçilen garantörü sorgulamayı, onu eleştimeyi reddeder.Bu sebeple "uyanışa sebebiyet veren akıl, ortadan kalkmalıdır mantığı" vaki olur. Bu duygusal avcılar da aklı ortadan kaldırarak kendilerini mamutların soyunu tüketmeye adayan garantörlere teslim etmiştir. Oysa ki temel problem, mamutlar değil; bilakis Feodum düzenini kurmak isteyen şeflerdir.
Sonuç itibariryle duygu ve aklın beraber kullanılmaması neticesi her iki grubu da belirli şeflere tabii kılan düşman toplulukları haline getirmiştir.

Duyguyu ve aklı itidalle koruyup şefinizi kendiniz belirleyin.. Belki de şef olmayı siz hak ediyorsunusuzdur.

Görüşmek dileğiyle...

  Bu yazı 336 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI