Bugun...
SON DAKİKA

Aşura Felsefesi ve Öğretileri

 Tarih: 27-02-2019 23:59:00  -   Güncelleme: 28-02-2019 00:06:00
Mustafa Gürsoy

Aşura, Arapça kökenli bir kelime olup 10 manasına gelen ‘‘Aşara’’ kelimesinden türemiştir. Aşura olayı hem Müslümanlar hemde insaniyet açısından önemli bir olaydır. Aşura günleri yani 1 ve 10 Muharrem günleri birçok mucizevi ve ilahi olayları barındırıyor olsa da Aşura’ya ruh, güç ve mana veren İmam Hüseyin ve onun hazin olayıdır. Zira bu olay izzet ve direnişe, şuur ve bilinç kavramlarına farklı ruh ve mana getirmiştir.

Peki Aşura(Kerbela) vakıasının gerçekleşmesinin temel nedenleri nedir?

1- En önemli birincil sebeplerden ilki Müslümanların dini şuur, bilinç, ahlak ve maneviyatı kaybetmesi, liyakatsiz devlet adamlarına itaat edilmesi, dünyalık menfaatlerin ön plana çıkmasıdır. Daha Peygamber’in mübarek toprağı kurumadan bozulmalar başlamış ve liyakatsiz devlet adamları iş başına getirilmişti. Bu sebepler birçok fitne ve ayrılıkların başlangıçlarıydı. Ama bu olanlara karşın İmam zalime karşı direnmeyi, Allah’ın yolunda cihat etmeyi bizlere vazife olarak yüklemiştir. Nitekim ‘‘En büyük cihad, zalimin karşısına geçip sen haksızsın demektir.’’ sözüyle güzel bir biçimde açıklamıştır.

2- Yezid'in halifeliğe layık olmadığı halde saltanat şeklinde gelmesi ve Şeriat’a aykırı hareket etmesi hem siyasal hemde dini olarak ikinci nedendir. Yezid kimdir? İlk önce tarafsız bir şekilde inceleyelim. Yezid, Ümeyyeoğulları’na mensup, babası Muaviye, dedesi Mekke Fethine kadar azılı müşriklerden olan, fakat Fetih gerçekleşince İslâm olan Ebu Süfyan, nenesi ise Hz Hamza’nın kalbini çiğneyen Hind gibi pekte iyi olmayan bir soya sahiptir. İslam’da Peygamber hariç soyun pek önemi yoktur. İslam soya değil hizmete ve adalete bakar. Ama Yezit’te bunlarda yoktu. Onun tek amacı İslam’ı içi boş şuursuz bir dine çevirmekti. Dedesi ve amcalarının yolundan gidiyor dersek daha iyi genelleme yapmış oluruz. İmam Hüseyin bu olayları biliyor ve kendinde bir vazife görüyordu. İmam ve onun ailesi Emevi’lere karşı isyan eden ilk topluluktur. Kendi tabiri ile ‘‘Eğer ben bu haksızlık karşısında kıyam etmezsem kıyamete kadar hiç kimse haksızlığa karşı kıyam etmeyecektir.’’ diyerek hareketin ne denli önemli olduğunu vurgulamıştır.

 Burada şu noktayı iyi anlamak gerekir. İmam Kufe’ye makam, halifelik, şan, şöhret için değil bilinç, aydınlanma, uyandırma için hareket etmiştir. İmam bir yandan çocukları ve kendisi ile şehit edilirken diğer yandan bir İslam mektebi inşa ediyordu. 

Bu mektep Peygamber ve Ehlibeyt’ inin öğretilerini ihya eden hem dini hemde siyasal bir kurumdur. Ben bu kuruma birleştirme kurumu diyorum. Çünkü temelinde Tevhit, Cihad, Sabır, Tevekkül, İlahi rıza ve teslimiyet, Özgürlük ve Hürriyet, en önemlisi nefis zindanından kurtulma vardır. İnançlı insanında birleştiriyor inançsız insanıda. Bu mektebin Peygamberin kurduğu Medine suffa mektebinden hiçbir farkı yoktur. 

Peygamber ve sahabe kanlarıyla can bulan bu davayı, yine o kana sahip bir insan toplayabilir. Tarih’te bu denli bir insana rastlamak mümkün değildir. Aşura hala ruhunu koruyor. Onu örnek alan binlerce Müslüman oldu. Tarihimizde devrimci diye nitelendirdiğimiz bütün şahsiyetler hep İmamın ve onun ruhunu örnek almıştır. 

Biz Müslümanlar Aşura’dan ne gibi dersler almalıyız?

Öncelikle İmam bir aydınlık önderi, ıslah edici, direniş ve cihad’ın sembolü ve şuur rehberidir. Bunu çok iyi kavramalıyız. Eğer Aşura’yı ve İmam’ın rehberlik makamını iyi kavrayabilirsek ayrılık, nifak, ihtilaf yollarının önünü keseriz. Bugün Sünni-Şii mezheplerinin ortaya çıkmasında kerbela olayı ne denli etkiliyse vahdet ve birlik açısında o denli önemlidir. Aşura’nın fikirsel, teolojik, sosyolojik alt yapısını öğrenebilirsek İslam dünyasının yepyeni düşüne patlamalarına, yeni devrimlere kucak açacağını hep birlikte görebiliriz. 

  Bu yazı 472 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI