Bugun...


Yakup Paslı

facebook-paylas
İhtiyacımız Var
Tarih: 01-11-2017 15:33:00 Güncelleme: 01-11-2017 15:33:00


İtidalin ufkunda çizgisiz kaldı yaşam!
Kısaldı uzun zamanlar dost meclislerinde. Ne meclis kaldı ne de dost diyecek adam. 
Muhteris bakışların necasetinde, silindi pür-i pak niyetlerimiz.  Oysa iyi adamlardık biz. 
Öyleydik elbet, adam akıllı bağlarımız vardı bizim, ne olursa olsun bozulmayan, kopmayan. Ana babamız televizyon karşısına oturtup susturmaya başladığı günden bu yana olsa gerek, baba dayağını, ana terliğini dahi özler olduk, “ah şu eski günler” diyerek.  Böyle başlamadı mı bozulma maceramız sahi? Önce yağmurda çamurda kirlenmeyi unutturdunuz bize sonra dilsiz bir iletişim soktunuz evimize.  Eh, hepi topu bu kadar yetiştirebildiniz yahut yetiştik işte. 
Sonra eş dost akraba, bunlar önemli mefhumlardı elbet bizce. Hele şu zerre akrabalık yapmayan büyüklerimiz yok mu en güzel örneklerdi her birimize. Biyolojik bağlarımızın dışında hiçbir bağ kurmadıkları gerçeği değiştirmezdi kıymetlerini, sahi.  Eh yaptıkları yanlışlar da yanlış değildi, zaten hiç yanlış da yapmazlardı tabii. 
Bir de yeşilimiz vardı bizim, ruhumuzu dinginleştiren, biraz da mavi… Kalabalık caddelerde kaybettik bütün renkleri. Yokuşa sürüldük hep, kime eyvallah desek, eyvallah etmedi hissimize. Muhabbetsiz gece ayazlarında üşüyüp, soğuktan titremek düştü hissemize. 
Oysa güzel günler görmüştü bu topraklar. Sokaklarında itidal… Caddelerinde muhabbet dolu kaldırımlar… Oysa güzel günler görmüştü bu topraklar. Tartışmaların dahi en çetrefillisi idi “ Efendi! Efendi!”  seslenmeleri…  Kapılarında iki tokmak; biri büyük biri ince, narin; ruhunu anlatıyordu bu coğrafyada evlerin… 
Bir ayağımız çukurda anlayacağınız. Hayatla memat arasında bıçak sırtı nefeslerimiz.  “Ah şu eski günler” soluğuyla yaşıyor, ufkumuzdaki karanlıktan çekiniyoruz.
Maddenin atına bindiğimiz günden beri, mana yolculuğumuzun seyri değişti. “Yarım elma gönül alma”  ruhunu gömüp tarihin tozlu sayfalarına,  “Şuyum eksik buyum eski” modernliğine erdiğimiz günden beri, çıkacak bir çığır kalmadı anlayışlarımızda.  Eli açıklarımız çoğaltmadı yardımlarını, fotoğraflarını astırmadan sosyal medyaya ki aslında bunlar teşvik (!)… 
Kibir, hani şu bütün ‘iyilik yaptık- iyi ki yaptık’ dediklerimizi çöp torbasına attığımız içimizdeki benlik, his… Malıyla mülküyle övünende olur muydu peki manadan akis? 
Umudumuz var yine de. Geceler karardığından beri sabahı bekleyişimiz tükenmedi. Aydınlığı bekliyoruz, zifirinin ardındaki. 
Biliyoruz aslında,  biraz ‘adam’ olmaya ihtiyacımız var. Konuştuğumuz yahut yazdığımız kadar.
       




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI