Bugun...
SON DAKİKA

Aliya İzzetbegoviç'te Feminizm ve Kadın

 Tarih: 14-07-2019 21:39:00  -   Güncelleme: 14-07-2019 22:17:00
Yusuf Yavuzyılmaz

Çağımızın en önemli sorunlarından biri kadın kimliği ve mücadelesi etrafında oluşan feminizm ideolojisidir. Aliya, feminist harekete içerdiği felsefi değerlerden dolayı olumsuz bakmaktadır. Feminist hareketin, dinin temel değerlerinden biri olan anneliğe karşı savaş olduğunu belirtir. “ Feminist hareketin açıkladığı hedeflerden biri; ‘Anneliğin yüceltilmesine karşı savaş”tır.(1) Bu durum İslam ile feminizm arasındaki en derin çelişkilerden biridir. Feminizm kadın özgürlüğü sloganı ardına sığınarak, kadının dini kimliğine savaş açmaktadır.


Aslına bakılırsa feminist hareketin kadınları özgürleştirdiği iddiası doğru değildir.“ Sözde medeni ülkelerde kadının konumunun değiştiği ama iyileşmediği yeni yeni anlaşılmaya başlıyor. Tehlike sınırındaki kategorilerle ilgili uzun listede, hiçbir perspektifi olmayan bölgelerin insanları ve yetersiz nitelikli gençlerin yanı sıra ilk sırada kadınlar yer alıyor. Bunun sebebi, özgürleşmelerinin hemen ardından mesleki ve sosyal yükümlülük ve sorumluluklarında orantısız bir artış olmasıdır. “(2) sanıldığının aksine feminist hareketin üzerine yükseldiği eşitliğin özgürlük getireceği tezi doğru değildir.
 
İslam, kadın sorununa yaklaşırken eşitlik değil, adalet kavramı üzerinden yürür. Kuşkusuz her eşitlik talebi adaleti içermez, ancak adalet eşitlik değerini içerir.
Aliya’ya göre kadın sorununu eşitlik değeri üzerinden anlamlandırmak doğru bir yaklaşım değildir. “Bazıları kadınla erkeği, haklar ve insan saygınlığı bakımından değil, hayat tarzı, çalışma giyinme ve davranış bakımından yani iki cinsin tabiatları gereği farklılaştıkları her şeyde eşitlemek isterler. Öte yandan psikologlar dahi, yazmanın ‘erkekçe’ ve ‘kadınca’ bir tarzı, bir erkek ve bir kadın edebiyatı, hatta okumanın ‘erkekçe’ ve ‘kadınca’ tarzları olduğunu ileri sürmektedirler.”(3)
 
Kadın konusunda önümüze çıkan en önemli sorunlardan biri şiddet sorunudur. Kadın sosyal ve aile içinde şiddete maruz kalmaktadır. Sanıldığının aksine kadına şiddet toplumsal hayattan çok aile içinde olmaktadır. “ Dünyadaki en yaygın şiddet şekli aile içi şiddettir. Ancak çoğu halde bu şiddet gizli ve cezasız kalır; çünkü evin ve özel hayatın ‘mahrem’ ve dokunulmaz duvarları içinde vuku bulur.”(4) Kuşkusuz aile içindeki şiddeti kanunlarla önlemek çok kolay değildir. Aile içi şiddetin dış dünyaya açık olmayan mahrem bir alanda olduğu için çoğunlukla cezasız kalmadı muhtemeldir. Kuşkusuz bu durum sorunu daha da karmaşık hale getirmektedir.
 
 
Feminist hareketin ana parametrelerinden biri de kürtaj serbestisini ve cinsel özgürlüğü savunmasıdır. Ancak kürtaj konusu o kadar basite indirgenecek bir konu değildir. Konunun kadın ve erkeğin cinsel eyleminin dışında üçüncü bir tarafı daha vardır. Doğacak canlının öldürülmesi düşüncesi konuyu çok daha karmaşık hale getirmektedir. Aliya’ya göre “Kürtaj konusundaki ihtilaflar, onun ahlaki, metafizik bir konu olduğunu gösterir. Bu mesele, insana dair bakış açımızla ilgilidir. Darwinciler, ötenaziye karşı çıkmamalarındaki gerekçelerin aynısına binaen kürtajı da mubah görürler.
Temelde yatan felsefe materyalizmdir. Bu dinin ilan ettiği, ama Darwinciliğin ilga ettiği insan hayatının kutsiyeti meselesidir. Kürtaj, en temel kaziyeleri bakımından insan haklarının inkarını iktiza eder; kürtaj, insanın yaşama hakkının inkarıdır.”(5)
 
Kürtajın İslam açısından maruz görülecek hiçbir tarafı yoktur.
Çünkü kürtaj hiçbir günahı olmayan bir canlının katledilmesidir. Hayatın temelini kutsallıktan uzaklaştırarak materyalist bir felsefe ile değerlendirenlerin kürtaj sorununa adil yaklaşması mümkün değildir. Feminist hareketin birçok ahlaki zaafları da vardır. Feminizm kadın ve erkeği birbirini tamamlayan varlıklar olarak değil, birbiriyle rekabet eden yarışmacılara dönüştürür. '' Cinsiyetler arası farklılıklardan bahsettiğimizde feministleri değil kadın ve erkekleri göz önünde bulundurururuz. Dünyanın prensip veya unsurlarından biri olan kadınlardan farklı olarak feministlerin hiçbir önemi yoktur. Onlar köklerinden koparılmış bitkiler gibidirler ve dolayısıyla herhangi bir dikkate alma ve karşılaştırmanın dışında kalırlar.'' (6)

Feminizmin tezlerinden biri olan kadının çalışması konusunu farklı değerlendirmektedir. “ Kadınların ev dışında istihdamı ve üretime katılması yönündeki ısrarlı baskının psikolojik bir şekli de vardır. Bu, doğum yapmak, çocuk yetiştirmek ve aileye bakmak yoluyla kadının evde yarattığı iktisadi değerlerin tanınmamasından oluşur. Günde 10-12 saatini eve ayıran bu işçi, bu ev hanımı, istatistiklerimiz tarafından işsiz olarak sunulur ve ‘çalışmayan unsur' başlığı altında tasnif edilir. Hepimiz bir kadının ne kadar meşgul olduğunu bilir, ama aynı zamanda görmezden geliriz. Kadının çalışmasının bu şekilde göz ardı edilişi, evi terk edip ailesine sırtını dönmesi için ona yapılan baskının bir başka ve bu kez ahlaki bir şeklidir. İslam kültürü diğer yöne gitmek zorundadır. Bunun başlangıcı da, annenin ve ev hanımının işinin tanınması olacaktır.”(7)
 
 
İslam ve Batı düşüncesinin kadın erkek ilişkilerine bakışı birbirinden farklıdır. Batı dünyasında eşitlik değeri üzerine bina edilen ilişkilerin niteliğine Aliya kuşku ile yaklaşır. Kadın-erkek ilişkileri Batı ile İslam dünyasının aralarında asla uyuşamayacakları bir alandır. “ Çünkü, eğer eşitliğin iki tarafındaki unsurları birer birer elersek, geriye Batı ile Müslüman Doğu arasında dengelenemeyecek bir farklılık olarak kadın-erkek ilişkilerindeki farklılık kalır. İslam Batı’dan (ya da Batı İslam’dan) birçok şeyi alabilir, fakat eğer İslam, Batı’nın aile ilişkilerini kabul edecek olursa, artık Müslüman alemi olarak kalamaz. Çünkü Batı, cinsi serbestiyet yönünde ilerleyecektir. Görünürde bu ilerlemeyi durdurabilecek herhangi bir engel bulunmamaktadır. İslam, kadınlar için eğitim ve siyasi haklar sunacak, ama kendi ahlaki disiplinini de muhafaza edecektir.”(8)
 
Kadın – erkek konusunda İslam ve Batı dünyası arasında var olan ve bir anlamda aşılmaz olan farklılık, bu alanda etkileşimin son derece sınırlı olacağını göstermektedir. Çünkü Batı’nın özgürlük olarak tanımladığı cinsel serbestliği, İslam, toplumu çökerten büyük ve kaçınılmadı gereken yasak olarak tanımlamaktadır.
 
1- Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, Zindandan Notlar, Klasik
yayınları.
2- Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, Zindandan Notlar, Klasik
yayınları.
3- Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, Zindandan Notlar, Klasik
yayınları.
4- Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, Zindandan Notlar, Klasik
yayınları.
5- Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, Zindandan Notlar, Klasik
yayınları.
6- Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, Zindandan Notlar, Klasik
yayınları.
7- Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, Zindandan Notlar, Klasik
yayınları.
8- Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım/ Zindandan Notlar, Klasik
Yayınları.
  Bu yazı 214 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI