Bugun...
SON DAKİKA

Din ve Sorumluluk Kavramlarını Üzerine

 Tarih: 02-05-2019 20:09:00  -   Güncelleme: 02-05-2019 20:31:00
Yusuf Yavuzyılmaz

Ali Şeriati, “Ne Yapmalı” adlı eserinde sorumluluk üzerine şu ifadelere yer vermektedir:

“Bir evde yangın varken-iyi dikkat edin-seni namaza ve Allah'a dua etmeye çağıran kimsenin daveti haince bir davettir. Başkasının işi onun umrumda değildir. Kutsal olsun, olmasın; bu durumda yangını söndürmeyle ilgilenme dışındaki her ilgi, eşekçe bir ilgidir. Eğer ilgilenirsen eşekleşmiş olursun, ister en güzel ilmi ve edebi eserleri incelemekle uğraşmak olsun, isterse büyük bir bilimsel keşifle ilgilenmek olsun! Bunun dışında yaptığın ve uğraştığın her iş seni eşekleştirir. (1)


Eşekleştirme, insanı asıl sorumluluklarında uzaklaştıran bir kendine ve sorumluluklarına yabancılaşma halidir. İnsan değişik araçlarla eşekleştirilebilir. Din, moda, züht, para, mevki, makam, iş vs. 
Oysa gerçek din, insanı her tür bağlılıktan uzaklaştırır. Ancak şu bir gerçek ki, bir dönem özgürleştirici bir rol üstlene din bir başka dönem için köleleştirici bir fonksiyon üstlenebilir. Kuşkusuz köleleştirici din, özgürlükçü dinle aynı sembolleri, aynı kavramları kullanır. Ancak kavramların içi boşaltılarak yeniden tanımlanır ve bu yüzden tanınmaz hale getirilebilir. 

Din ve sorumluluk arasında doğrudan bir ilişki vardır ve bu ilişki çeşitli düzlemlerde karşımıza çıkar. 


1-Din toplumda ki her sorunla ilgilidir. İnsan hayatında dinle doğrudan ya da dolaylı olmak üzere ilgisiz hiçbir sorun yoktur. Bu yüzden bireyin hayatında, dini ilgilendirmeyecek veya dinin ilgilenmediği otonom bir alan yoktur. 
 

2- Başkalarının sorunlarına gözünü kapatan, yalnızca kendini kurtarma ya dönük bir tasavvufu anlayış sorunludur. Din, bireysellikten öte yoplumla ilgili sorumluluğu öne çıkarır. Namaz, oruç, hac ve zekat gibi temel ibadetlerde bile toplumsallık ön plandadır.
 

3- Toplumsal sorumluluklardan kaçınarak üretilen bir dindarlık sorunludur. Din insanı toplumsal sorumluluklarından uzaklaştırıyorsa, asıl fonksiyonunu yerine getirmiyor demektir. 
 

4- Birey din ile aldatılabilir. Nitekim Gülen cemaati, Cemaat olmaktan terör örgütüne dönüşüm sürecinde din dilini kullanmıştır. Dinin temel kavramlarına semantik müdahalelerde bulunarak onları tanınmaz hale getirmiştir. 
 

5- Özü itibarıyla insani doğruya, hakikate, güzele ulaştırmak olan bilim, din, sanat, meslek, kültür insanı eşekleştirici rol oynayabilir. Nitekim Ali Şeriati’nin “karşı din” diye kavramsallaştırdığı din budur. 
 

6- Dine yönelik asıl saldırı yine din içerisinden gelmiştir. İslam’da ilk ihtilaflardan ortaya çıkan Haricilik hareketi  böyle bir hareketti. Haricilik bedevi, sert, literal ve şiddete dönük özellikleriyle büyük bir terör estirdi. 
 

7- Din ve insan ilişkisini baskı temelinde değil, özgürlük temelinde değerlendirmek gerekir. 


8- Önemli olan iyi örnek olmaktır. İslam bütün derinliği ile temsil edildiğinde bile müslüman olmayan insanlar olacaktır. Hz. Peygamber bile İslami en iyi anlayan ve anlatan olduğu halde, Amcasını ve çok sayıda kişiyi ikna edememiştir. 13 yıllık Medine Dönemin de, başlarında Hz. Peygamberin ve islamın en seçkin temsilcilerinin olduğu kişilerin çalışmalarında bile müslüman olanların sayısı 200'u bulamamıştır. Bu yüzden islamı çok iyi temsil etmeniz muhatabınızın sizden etkilenip müslüman olacağını zorunlu kılmaz.Yine de her müslümana düşen İslami değerleri yaşamak ve çevresine iyi örnek olmaktır.

 

9- Kuşku yok ki, bir insanın Islama ait değerleri samimi bir şekilde yaşaması , her insan üzerinde etkileyici ve dönüştürücü olacağı anlamına gelmez. 
Ama bir insanı kötülükten arındırma ihtimalinin gerçekleşmesi ömre bedeldir. 
Bundan dolayı hakikati yaşamaya , örnek olmaya ve anlatmaya değer.

 

Din, Allah’ın insana yaptığı bir teklifle başlar. İnsan kendine yapılan bu teklifi kabul edip etmemekte özgürdür. İşte sorumluluk bu noktada başlayan bir ahlaki eylem olarak karşımıza çıkar. Çünkü özgürlük ediminin olmadığı yerde sorumluluktan söz etmek mümkün değildir. Daha doğrusu kişiniyi eylemlerinin sonuçlarından sorumlu tutabilmenin ön şartı, kişinin eylemin yaparken özgür olmasıdır. Özgürlük yoksa sorumluluktan söz etmeye imkan yoktur. Bu yüzden İslam dini, insan özgürlüğünü kabulle başlar. Allah, insanı kendi emirlerine muhalefet etme ve karşı çıkma yeteneği ile yaratmıştır. Varlıklar arasında sadece insana verilmiş akıl ve irade, özgürlüğü kullanmanın ön şartıdır. 

 

  Bu yazı 479 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI