Bugun...


Yusuf Yavuzyılmaz

facebook-paylas
12 Eylül Darbesi Arka Planı, ABD, Sağ ve Sol
Tarih: 15-09-2018 20:28:00 Güncelleme: 15-09-2018 20:28:00


 

       

12 Eylül darbesinin kökleri, Türk siyasal tarihinin ilk darbesi olan 27 mayıs darbesinin oluşturduğu darbe ideolojisinin sonuçlarından biridir. 1950’de iktidarı istemeye istemeye Demokrat Parti’ye devretmek zorunda kalan, merkezi seçkinler, daha ilk andan itibaren iktidarı kuşatma çabasına girişmişlerdi. Ancak tek Parti dönemi zulmünden kurtulmak için Demokrat Partiye destek veren halk, desteğini sürdürüyordu. CHP lideri İnönü’nün askeri bürokrasideki ağırlığı ve etkisi biliniyordu. Buna bir de Menderes’in Amerika dışındaki arayışları girince, 27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a darbelerin arkasında duran ABD, içerideki  taşeronlarıyla harekete geçti.

Sonuçta 27 Mayıs Darbesi gerçekleşti. Darbecilerin önündeki sorun şu idi: Darbenin amaçladığı düzeni koruyacak kurumları oluşturmak. Bunun üzerine MGK, Anayasa Mahkemesi ve yetkileri artırılmış Cumhurbaşkanlığı oluşturuldu. Amaç, modernleşmeci elitlerin ideolojisine aykırı DP gibi bir iktidar olursa, onu kontrol edebilmekti.

Alınan tedbirler sosyolojinin gerçeklerine uymadığından darbeleri sürekli güncellemek gerekiyordu. Çünkü istenen düzenin toplumsal karşılığı zayıftı. Rejimi koruma kaygısı 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat’ta tekrar harekete geçti. Ancak gelişen toplumsal dinamikler darbelerle kurulmak veya korunmak istenen düzeni zorluyordu.

28 Şubat Döneminden sonra iktidara gelen Ak Parti döneminin büyük bir bölümü darbe ideolojisi ile mücadele ile geçti. Ancak, bu defa halk iradesinden taviz vermeyen bir siyasal irade vardı. Çok sayıda badire atlatan Erdoğan ve ekibi, sonuçta rejim üzerinde kurulan askeri ve sivil bürokratik vesayeti kırmayı başardı.

Darbe yapmayı amaçlayan güçler için en önemli sorun, darbe yapılmadan önce darbeyi meşrulayacak ortamın hazırlanmasıdır. Bu anlamda çok sayıda provokatif olay düzenlendi ve çok sayıda olaya da müdahale edilmedi; halkın tepkisini çekecek çok sayıda olay darbe güçleri tarafından desteklendi. 12 Eylül bu konuda özel bir yere sahiptir.

Her darbenin arkasında olduğu gibi 12 Eylül darbesinin arkasında da ABD vardır. Nitekim 12 Eylül için Amerikalı yetkili :"Bizim çocuklar başardı" demiştir. ABD, yıllar sonra 15 Temmuz’da başaramadıkları şeyi başarmışlardı.

12 Eylül sabahı çatışmaların bıçak gibi kesilmesinin altında, senaryonun başarısı vardır. Sağ - sol çatışmasının naifliği bir düdük sesiyle kesilmiş olmasında aranmalıdır. Sanki her iki tarafın istediği olmuş, herkes susmuştu.  Askeri bir diktatörlük ve oligarşinin sivil siyaseti ezmesi gerçekleşmişti.

Öyle ki, milliyetçiler ve sosyalistlerin hedefledikleri ancak başaramadıkları şeyi, onları başarılı bir şekilde kullanan Kenan Evren ve arkasındaki güçler başarmıştı.

    12 Eylülde asıl suçlular gençlerden çok onların eline silah verip sahaya süren siyasal liderlerdir. Bu anlam da sosyalist gençlerin destekçisi olan Ecevit ve ülkücü gençleri sahaya süren Türkeş olayların en büyük sorumlularıdır. Deniz Gezmiş'i de, Mustafa Pehlivanlioglu'nu da ölüme götürenlerin elleri kanlıdır. 
Deniz Gezmiş, askeri çevrelerle yapacağı ortaklıkla bir halk ihtilalının hayalini kuran, şiddet yoluyla toplumu dönüştürmeye çalışan, halkın dini değerlerine yabancı bir figür olarak, ülkücü militanlardan daha az şiddet yanlışı değildi.

    12 Eylül, Cumhuriyetin "Türkiye nedir? sorusuna verdiği cevabın sosyalistler ve milliyetçileri tatmin etmemesinin bir sonucu olarak da okunabilir. Türkiye henüz "Türkiye nedir?, sorusuna ortak bir cevabın verildiği ülke değildir. Bundan dolayı ideolojik tutumlar diğerini yok edecek bir düşman olarak görürler. 12 Eylül öncesi sosyalist ve milliyetçiler, sosyalist ve ülkücü bir devlet tasarımında tasarımda birbirlerinin hayat hakkı olmadığını biliyorlardı. 
Milliyetçilerin Türkiye tasarımında solcuların, sosyalistlerin devlet tasarımında ise sağ; milliyetçi ve muhafazakar dindarların yeri yoktu.

12 Eylül, senaryosu yurt dışında yazılan, yerli işbirlikçilerin aktör olduğu finalini senaryoyu yazanların kazandığı bir filmdi. 12 Eylül, öncesi sağ ve sol gençleri cepheye süren siyasal önderlerin basiretsizlikleri sonucu ortaya çıkmıştır. 12 Eylül öncesi köyündeki, mahallesindeki insanları katletmekle sosyalizm veya faşizmin ülkeyi işgalini önleyebileceğini düşünecek kadar ferasetten yoksundu insanlar.

    12 Eylül öncesi ülkücülerin lideri olan A. Türkeş'in toplum modeli sosyalistlerin toplum modelinden daha az totaliter değildi. Nitekim sol çevreler ve yüceltilen 6 ilke, Türkeş'te 9 ilke olarak yeniden yorumlanacaktır.

    12 Eylül öncesi İslami gençliği yönlendiren siyasal bir figür olarak Erbakan'ın en büyük başarısı, gençlerin birbirini katlederek, tüketerek kapitalizmi ve sosyalizmi yıkabileceği naifliğini sezmiş olması ve kendisini izleyen gençleri bu katliamlardan uzak tutmayı başarabilmesidir.

    12 Eylül Öncesi Çatışmalarda Solun Amerikan emperyalizmi ve faşizm karşıtlığı, milliyetçilerin komünizm ve Rusya karşıtlığı aslında çatışmayı meşrulaştırmaya dönük söylemlerdi. Bu söylemlerin işlevi çatışmayı derinleştirmekti.

    Bugün 12 Eylül, ne kadar aksini iddia ederlerse etsinler milliyetçi ve sosyalist gruplar ülkeyi askeri bir rejimin eşiğine getirmek için operasyonel olarak kullanıldılar.

    12 Eylül Askeri darbesini kafasına koyanlar için çatışmaya en müsait siyasal taraflar sol ve milliyetçilerdi. Solun bazı eylemlerine karşı milliyetçi kesimi provoke etmek zor olmadı. Sol ve milliyetçi militanlar aynı güç tarafından güdüldüğünün farkına ancak 12 Eylül zindanlarında vardı. Zavallı milliyetçi militan amcasının solcu oğlunu öldürmekle memleketi Sovyet işgalinden kurtaracağını zannetti. Milliyetçiler entelektüel bakımdan zayıf olduklarından Türkiye'de yönlendirmeye en müsait topluluktur. Hala da ayda iki kitap okuyanların sayısı çok sınırlıdır.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI