Bugun...
SON DAKİKA

Selçuklular,Osmanlılar ve İslâm

 Tarih: 11-02-2019 21:39:00  -   Güncelleme: 11-02-2019 22:30:00
Yusuf Yavuzyılmaz
Ahmet Yaşar Ocak tarafından kaleme alınan “Selçuklular Osmanlılar ve İslam “ adlı çalışma, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet Türkiye’sinde İslam ile devlet ve toplum arasındaki ilişkileri analiz ediyor. Özellikle heterodoks İslam üzerine çalışan Ahmet Yaşar Ocak, hedef seçtiği konuda çok değerli bilgiler veriyor.
Burada anahtar soruların başında bir din olarak İslam’ın Selçuklu ve Osmanlı döneminde nasıl bir rol oynadığı sorusu gelmektedir. 
Aslına bakılırsa İslam ve tarih okuması Türkiye’de siyasal kamplaşmayı belirleyen önemli bir sosyolojik parametredir. "Yaşadığımız son yıllar, Cumhuriyet Türkiye'sinin altında daha ilk başlardan itibaren, satıh hakkında hep süregelmekle beraber, 1990'lardan beri yüzeye çıkan keskin bir siyasal, toplumsal ve kültürel bölünmeyi ve çatışmayı simgeliyor.
Söz konusu bölünme ve çatışma son on yıldan fazladır kendi içlerindeki değişik tonları rezervde tutulmak kaydıyla Kemalist ulusalcılar Sünni Muhafazakar dindarlar arasında artık açıktan açığa cereyan eder hale gelmiş görülüyor."( Selçuklular Osmanlılar ve İslam, Ahmet Yaşar Ocak, Timaş yayınları)
 
Türkiye’nin entelektüel dünyasında önemli bir sorunda tarih alanında resmi görüşün belirlediği sınırların içinde üretilen bir tarih anlayışına sahip olmasıdır.
Bunu aşmak için gündeme gelen resmi tarihin dışındaki arayışlar, merkezi elitin baskısı nedeniyle gelişme imkanı bulamamıştır. "Bugün Milli Mücadele ve Cumhuriyet tarihinin akademik yayınlara hakim genellikle "Nutuk" eksenli resmi tarihine karşılık, popüler alanda yanlışıyla doğrusuyla sorgulayıcı yönde bir tarih yaklaşımının gelişmekte olduğu herhalde dikkatleri çekmektedir.
Bu sorgulayıcı yaklaşımın normalde akademik tarihçilikle başlayıp gelişmesi beklenirdi. Ama öyle olmadı. Uzun yıllar boyunca resmi tarih, Türkiye'de siyasal, toplumsal ve kültürel alanda yönetici elitin çevre üzerindeki hakimiyetini meşrulaştıran bir araç oldu." (Ahmet Yaşar Ocak, Selçuklular Osmanlılar ve İslam)
 
Devlet merkezli tarih yazıcılığı tarih alanında belirgin olmuştur. Aslında tartışılması gereken konu tarih anlayışımızın neden hep devlet ekseninde oluştuğudur. "Ne hikmettir bilinmez, bizim tarih yazıcılığımızın genellikle hep devleti merkez alan, devletin gözünden, devlet açısından bir tarih yazıcılığı olması , Türkiye'de tarih yazıcılığı açısından bizzat tarihçilerin tartışması gereken başlı başına bir problemdir." (Selçuklular Osmanlılar ve İslam, Ahmet Yaşar Ocak).
 
Kuşkusuz bunun devlet öncelikli bir siyasal anlayışın toplumda yaygın bir karşılık bulmasıdır. İslam dünyasının yaşadığı krizler, devlet merkezli bir siyasal anlayışın doğmasına zemin hazırlamıştır. Güvenlik eksenli bu siyasal zihniyet, kuşkusuz tarih alanında da devlet merkezli bir tarih anlayışı yaratmıştır. Buna karşı gelen tarih anlayışı oluşturma çabaları da, devlet merkezli ve güvenlik eksenli zihniyet sebebiyle sınırlı kalmıştır. 
Kuşkusuz dinlerin devletler için meşrulaştırıcı bir işlev gördüğü açıktır. Özellikle İslam başından beri etkili bir meşrulaştırıcı araç olarak kullanılmıştır.
Ahmet Yaşar Ocak'a göre İslam Türk devlet geleneği açısından şu İşlevlere sahip olmuştur:
 
"1- İslam, Müslüman hükümdarların kişisel karizmasını ve kamuoyu nezlindeki meşruiyetini, dolayısıyla hem dünyevi hem de dini otoritesini inşa etmiştir. 
 
2- İslam, Türk hükümdarlarının fetihçi, yayılmacı siyasetlerine "cihad ve gaza" ideolojisi vasıtasıyla bir meşruiyet alanı açmıştır.
 
3- İslam, Siyasal iktidarın egemenliklerine yönelik kişisel veya toplumsal hareketlerini bastırmada onların eline "zendeka ve ilhad" yahut "rafz-u ilhad" gibi çok etkili bir silaha dönüştürülmüştür." ( Selçuklular Osmanlılar ve İslam, Ahmet Yaşar Ocak)
Kuşkusuz İslam- devlet ilişkilerinin incelenmesinin önündeki en büyük engellerden biri, Cumhuriyet modernleşmesinin anlayışından kaynaklanmaktadır. Burada yeni tarih anlayışının din dışı oluşturma çabaları belirleyici olmuştur. "Son yıllarda dışarıda ve içeride değişik araştırmacılar tarafından eleştirilmeye başlanan Fuat Köprülü'nün ünlü "Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar" ve Türk Tarih-i Dinisi" isimli eserleriyle, modern tarihçilik anlayışı çerçevesinde ele alınmaya başlanan Türklerin Müslümanlığa geçiş tarihinin çok az itibar görüşünün, bir yanıyla Cumhuriyet Türkiye'sinin hayata geçirdiği pozitivist ve laik Batıcı modernleşme projesiyle başlatılan derin kültür değişimiyle ilgili ideolojik boyutu olduğu bizce tartışmaya gerek bırakmayacak kadar açık olduğu gibi, bir yanıyla da bu alanda çalışmanın gerektirdiği bilgisel alt yapı donanımının zorluğuyla ilgili bir diğer boyutu olduğu da muhakkaktır." ( Selçuklular Osmanlılar ve İslam/ Ahmet Yaşar Ocak)
 
Cumhuriyet modernleşme tarihi sürecinde, çeşitli toplum kesimlerinden farklı tepkiler gelmiştir. İslami kesim, Cumhuriyet modernleşme politikalarına karşı alınacak tavır konusunda bütünlükçü bir anlayış üretememiştir. Cumhuriyet modernleşme politikalarına karşı tepkiler:
 
" 1- Yeni rejimi ve ideolojisini hemen benimseyerek kolaylıkla adapte olanlar. Eski müderris ve ateşli İslamcı Şemsettin Günaltay, Şerafettin Yaltkaya, Rifat Börekçi, Seyyid Bey, sufilerden Velet Çelebi İzbulak, Kenan Rifai ve benzerleri gibi.
 
2- Yeni rejimi ve ideolojisini protesto ederek Türkiye'yi terk edenler: Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ve bir anlamda Mehmet Akif Ersoy gibi.
 
3- Herhangi bir şekilde yeni rejime ve ideolojisine ne açıktan açığa karşı duran ne de destekleyenler. İsmail Hakkı İzmirli, Ahmet Hamdi Akseki ve Said-i Nursi gibi." ( Selçuklular Osmanlılar ve İslam, Ahmet Yaşar Ocak)
 
Anadolu’da İslam’ın yayılış tarihininde heterodoks İslami anlayışların belirgin olduğu bilinmektedir. Selçuklular ve Osmanlılar döneminde bu heterodoks anlayışların belirleyici etkisi olmuştur. Bektaşi geleneği de büyük ölçüde bu heterodoks geleneğin Anadolu’daki izdüşümü olmuştur. “Bektaşiliğin ibadet anlayışı, en eski ve en temel ayın olan ayın-ı cem'de kendini gösterir. Bunun esası, İslamiyet’le girmeden önceki devirlerde Türkler arasında çok yaygın olan, evli çiftlerin katıldığı, çok sıkı disiplin kaideleri içerisinde cereyan eden içkili (kımız) dini toplantıya dayanmaktadır  (Selçuklular Osmanlılar ve İslam ,  Ahmet Yaşar Ocak)
 
Hiç kuşkusuz Bektaşilik, Sünni anlayıştan büyük ölçüde farklılaşmıştır. Orta Asya kültürü, Ahmet Yesevi gibi tasavvuf anlayışı, İran, Hint ve Yahudi-Hıristiyan kaynaklar farklı bir İslami anlayış oluşturmuştur. “Bektaşilik, İslam’ın mükelleflerini mecbur tuttuğu namaz, oruç gibi ibadetleri açıkça olmasa bile çeşitli tevillerle red yolunu tercih etmiş, buna karşılık İslam öncesi eski Türk inançlarıyla Şamanizm, Budizm ve Maniheizm gibi İran dinlerinin bakiyelerine dayanan birtakım ayın ve erkan geliştirmiştir (Selçuklular Osmanlılar ve İslam, Ahmet Yaşar Ocak)
 
Ahmet Yaşar Ocak, üzerinde fazla düşünülmeyen konulara çok titiz bir araştırmacı kimliğiyle ışık tutuyor. 
  Bu yazı 238 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI