Bugun...
SON DAKİKA

Aile Akademisi Derneği, "Toplumsal Cinsiyet Araştırması"nın Sonuçlarını Kamuoyuyla Paylaştı

Aile Akademisi Derneği 4 ülke ve Türkiye'yi kapsayan "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikalarına Dayalı Politika Uygulayan Ülkelerde Kadın ve Aile" araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.
facebook-paylas
 Tarih: 12-02-2019 16:26:07

Aile Akademisi Derneği,

Aile Akademisi Derneği 4 ülke ve Türkiye'yi kapsayan "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikalarına Dayalı Politika Uygulayan Ülkelerde Kadın ve Aile" araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Bursa Ördekli Kültür Merkezi'nde yapılan basın toplantısına STK temsilcileri ve basın mensupları iştirak etti. Yaklaşık 1,5 saat süren toplantıda Araştırmayı yapan Yrd. Doç. Dr. Mücahit Gültekin ve Uzm. Psikolog Meryem Şahin sunum yaptı. Mücahit Gültekin'in toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını analiz ettiği ve konuşmanın ardından Meryem Şahin söz aldı ve İzlanda, Finlandiya, Norveç ve İsveç üzerinde yaptıkları araştırmanın verilerini sundu. Daha sonra Aile Akademisi Derneği adına araştırma raporuna ilişkin basın açıklaması Mücahit Gültekin tarafından okundu. Basın açıklamasının okunmasından sonra katılımcıların sorularına verilen cevaplarla birlikte program son buldu. Aşağıda araştırma raporuna ilişkin toplantıda Mücahit Gültekin'in yaptığı konuşma ve okunan basın açıklaması bulunmaktadır:

Mücahit Gültekin: Niçin Toplumsal Cinsiyet Politikalarını Uygulamaya Devam Ediyoruz?

 

Değerli Basın Mensupları, Değerli STK Temsilcilerimiz,

Hepimizin bildiği bir gerçek var: aile toplumun temelidir. Toplumun temeli bugün derin sarsıntılar geçiriyor. Boşanma oranları artmaya devam ederken evlilik oranları azalıyor. 2000 yılından bu yana boşanma oranları yaklaşık %350 artmıştır. Bugün her 5 evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmaktadır. Bütün ülkelerde yapılan araştırmalar göstermektedir ki, boşanmaların arttığı ülkelerde adli suçlarda da artış meydana gelmektedir. Boşanma oranlarının artması, psikolojik problemlerin artması, uyuşturucu ve madde kullanımının artması, şiddet ve fuhuş gibi sorunların artmasıyla ilişkilidir.

Biz Aile Akademisi Derneği olarak, ülkemizde "aile" böylesine bir çözülme süreci içine girmişken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın  uygulamakta olduğu "toplumsal cinsiyet eşitliği"(TCE) politikasını mercek altına aldık. Toplumsal cinsiyet eşitliği politikası kadın ve erkeğin ev içi ve sosyal rollerine ilişkin toplumdaki algıyı değiştirmeyi amaçlamaktadır. TCE'ye  göre iki tür cinsiyet vardır: Biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet. Biyolojik cinsiyet doğuştan getirilirken toplumsal cinsiyet toplum ve kültür tarafından inşa edilmektedir. TCE teorisyenleri bazı kültürlerin ve ilahi dinlerin kadına ve erkeğe farklı sosyal roller yükleyerek toplumsal cinsiyet ayrımcılığına neden olduklarını belirtmektedirler. Kadın ve erkeğin her alanda eşit olması gerektiğini iddia eden toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları modern batılı kadın algısını esas almaktadır. Bunun için kadının iş yaşamına atılmasını, özgürlüğünü eline almasını ve bağımsız olmasını öngörürken; eş olmak, annelik ve ev hanımlığı gibi geleneksel rolleri toplumsal cinsiyet ayrımcılığının temel dinamikleri olarak görmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği teorisyenleri toplumumuzun temel dinamiği olan İslam Dini'nin de toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ürettiğini ısrarla vurgulamaktadır. Bu çerçevede toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadının özgürlüğü adına 2004 yılında Türk Ceza Kanunu'ndan edeb, ırz, namus, haya gibi kavramlar çıkarılmış, bakire ve bakire olmayan ayrımı kaldırılmıştır. Yine toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ürettiği iddiasıyla aile reisi kavramı kaldırılmış, evlilik yaşı 17'ye çıkarılmıştır. Bugün ülkemizde bütün bakanlıklar ve devlet mekanizmaları kendisini "toplumsal cinsiyet eşitliği" temelinde yeniden düzenlemekte ve örgütlemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti 9. kalkınma planında toplumsal cinsiyet eşitliğini devletin ana politikası haline getirmiştir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2008-2013 yılları arasında uygulanmak üzere 5 yıllık Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı hazırlamış ve uygulamıştır. Mili Eğitim Bakanlığın bütün ders kitaplarını toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yeniden düzeltmektedir. Ülkemizin yetkilileri toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını uygulamak konusunda birikim ve tecrübe sahibi ülkelerden çeşitli mekanizmaları model ve örnek almaktadır. Sadece Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı değil devletin bütün mekanizmaları toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını inançla ve ısrarla uygulamaktadır. TCE Avrupa Birliği müktesabatının makro göstergeleri arasında yer almaktadır. Peki, niçin TCE ülkemize bu denli ısrarla dayatılmaktadır?

 

 

1. Öncelikle şu bilinmelidir ki, TCE teorisyenlerinin argümanları herhangi bir bilimsel temel dayanmamaktadır. Onlarca araştırma doğuştan getirilen farklılıkların bazı sosyal rollere de yansıdığını göstermektedir.

2. TCE eşitliği politikaları en çok ulusal ve uluslararası sermaye tarafından desteklenmektedir. Kadın hakları, kadının ekonomik özgürlüğü bahane edilerek, kadın ucuz işgücü olarak fabrikalara kapatılmak istenmektedir.

3. Kadının annelik ve eşlik rolünden sıyrılıp "işçi" rolünü sürdürmesi, çocuğun da profesyonellere teslim edilmesi anlamına gelmektedir. Bunun için kreşler ve çocuk yuvalarının sayısı TCE göstergeleri arasında kabul edilmektedir. Böylelikle ailenin çocuğu üzerindeki pedagojik işlevi de sıfırlanmış olacaktır. Çünkü neo liberal sistemler anne-babayı aradan çıkarıp çocuğu tamamen kendisi şekillendirmek istemektedir.

4. Aile yok edilmek istenmektedir. TCE argümanları kadını erkeğe karşı provoke ederek çatışmaya yöneltmekte, ailedeki güven ortamını sarsmaktadır. Hatta bu noktada çıkarılan yasalar kadını kocasını ispiyonlamaya teşvik etmektedir. Aile kontrolünden uzaklaşmış, akrabalık bağları kalmamış çocuklar ve bireyler neoliberal haz politikalarına daha kolay lokma haline getirilecektir. 

5. Diğer taraftan kadın haklarını savunduklarını iddia eden TCE savunucuları kadınların koca zulmünden bahsederken patronların kadınlar üzerinde kurduğu sömürü sisteminden hiç bahsetmemektedir. Kadınların dizilerde, reklamlarda, filmlerde cinsel bir meta olarak kullanılması onları rahatsız etmemektedir.

6. Ülkemizde dinimizin yanlış anlaşılmasından ve kimi geleneklerimizden kaynaklanan kimi uygulamalar kadının zulme uğramasına neden olmaktadır. Bunu kabul ediyoruz. Ama TCE savunucuları tarafından bunun bahane edilerek ailenin hedef haline getirilmesine dikkat çekmek istiyoruz. Biz sorunun olduğunu kabul ediyor, ama çözüm önerilerinin sorunu daha da büyüttüğünü söylemek istiyoruz.

7. Özellikle şunu vurgulamak istiyoruz: Geleneklerimiz ve dinimiz toplumsal cinsiyet ayrımcılığı doğuruyorsa, bize hangi kültürün toplumsal cinsiyet algısını öneriyorlar?

Biz bu araştırmamızda kadına şiddet ve aileyle ilişkili sorunların çözüm yolu olarak gösterilen toplumsal cinsiyet eşitliğini en iyi şekilde uygulayan ülkelerde kadının ve ailenin içinde bulunduğu tabloyu nesnel olarak yansıtmak istedik. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2012 yılında yayınladığı toplumsal cinsiyet indeksinde TCE politikalarını en iyi uygulayan 4 ülkeyi, İzlanda, Finlandiya, Norveç ve İsveç'i, 5 temel değişkeni esas alarak ve Türkiye'yle karşılaştırmalı olarak araştırdık. Bu ülkelerdeki aile yapısını, evlenme-boşanma oranlarını, kadına şiddeti, uyuşturucu ve madde kullanımını ve evlilik dışı doğum oranlarını inceledik. 50 yıldan bu yana toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını ısrarla uygulayan bu ülkelerdeki tabloyu bilimsel ve nesnel verilere dayalı olarak aileyi dert eden gözlerin dikkatine sunmak istedik. Araştırmamızda şu soruyu sorduk: kadına şiddet, çocuk eğitimi, kadın-erkek eşitliği, cinsel istismar gibi konularda Türkiye'ye ağır eleştiriler getiren toplumsal cinsiyet eşitliği savunucularının söylediği gibi TCE politikaları eğer bu sorunların çözümünde etkili ise, bu politikayı uygulayan ülkelerde durum acaba nedir? Türkiye'nin de model aldığı bu ülkelerde acaba kadın-erkek-çocuk ve ailenin sosyal ve psikolojik görünümü nasıldır?

Şunu vurgulamak istiyorum: Sorunları görmek, hissetmek, yaşamak ve dert etmek yeterli değildir. İki şey yapılması gerekmektedir. Birincisi doğru bir teşhis, ikincisi ise doğru ve etkili tedavi. Ancak şurası açıktır ki, doğru bir teşhis yapmadan doğru tedavi yapılması mümkün değildir. Biz Aile Akademisi Derneği olarak toplumumuzda ailenin giderek çözülmesini ekonomik sorunlar, alkol ve uyuşturucu, aldatma, internet ve kumar gibi mikro sebeplere bağlamıyoruz... Biz bu sorunları da var eden ve pekiştiren temel politikaların asıl sorun olduğunu düşünüyoruz. Sivrisinekler de elbette ki rahatsız edicidir ama asıl sorun bataklıktır. 

  Bu haber 352 defa okunmuştur.   Editör: Harun Ceylan
  Kaynak: İslami Analiz

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER KÜLTÜR SANAT Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
  NAMAZ VAKİTLERİ
  HABER ARA
YUKARI YUKARI