Bugun...


Muzaffer Yeşil

facebook-paylas
Malum Borsanın Çöküşü ve Dünya Piyasalarına Maksimum Etkisi /Muzaffer YEŞİL
Tarih: 09-10-2018 16:30:00 Güncelleme: 09-10-2018 16:30:00


New York Menkul Kıymetler Borsası 1817'de kurulmuş olmasına rağmen kökenleri, 1792 tarihine, bir grup borsa simsarı ve tüccarların Wall Street'de bir çınar ağacı altında imzaladığı antlaşmaya kadar uzanmaktadır.

Hisse senedi fiyatları, Eylül ve Ekim ayı başlarında 1929 yılında azalmaya başladı ve 18 Ekim tarihinde çöküş başladı. Panik meydana geldi ve 24 Ekim günü , rekor 12,894,650 hisse senedi satıldı. Ilımlı bir miting planlayan yatırım şirketleri ve önde gelen bankacılar, piyasada satın alınan hisse senedi büyüme bloklarını stabilize etmeye çalıştı. Kara pazartesiyi takip eden kara salıya (Ekim 29) kadar hisse senedi fiyatları tamamen düştü ve tek bir günde New York Menkul Kıymetler Borsası'nda 16,410,030 hisse senedi satıldı. Binlerce yatırımcı silinerek, milyarlarca dolar kayboldu ve hatta mekanizma muazzam bir ticaret hacminde işleyemediği için borsa sayaçları saatlerin arkasından ilerledi. Borsanın çöküşü ile birlikte 15+ milyon insan işsiz kaldı. Roosevelt döneminde yapılan, başta ağır sanayi olmak üzere birçok alanda yaşanan tıkanıklığın giderilmesini amaçlayan reform hareketleri de piyasaların canlanmasını sağlayamadı. Büyük buhranın etkilerini azaltmaya yönelik atılan hiçbir adım başarılı olmadı. Ekonomi düzelmiyordu. Ta ki 2. Dünya Savaşı çıkana dek. 2, Dünya Savaşını çıkmasıyla ABD ağır sanayisi yeniden işlemeye başladı. Silahlar, mermiler, tıbbi malzemeler ve bilimum aklınıza gelecek savaş gereçleri el altından yada aleni olarak Nazi Almanyasıyla savaş halinde olan veya olmayan Avrupalı ülkelere satılıyordu. Avrupa ekonomisi batıyordu. ABD ekonomisi toparlanmaya başladı ve gitgide güçlendi. Savaş sona erdiğinde, ABD ekonomisi dünyanın en büyük ekonomisi oldu.

 

Günümüzde ise en yaygın para birimi olarak kullanılan ABD Doları son zamanlarda neredeyse tüm ülke para birimlerini baskılar hale geldi. Ekonomik gücünü, süregelen kanlı savaşlara ve Kuzey Atlantik Paktı ile birlikte dikdatör ilan ettiği liderlerin, ülkelerinden ele geçirdiği yer altı ve yer üstü kaynaklara borçlu olan ABD, bugün fiziki unsurlarla ele geçiremediği ülkeleri ekonomik yaptırımlarla yıpratarak ele geçirmeye çalışıyor. Bugün bunun en önemli iki örneği Türkiye Cumhuriyeti ve İran'a uygulanan ambargolardır. Savaş ile ele geçiremeyeceğini bildikleri ülkeleri ekonomiyle vurarak, Arap Baharı benzeri iç karışıklıklar çıkartmak suretiyle içeriden ele geçirip her kademeye kendi adamlarını yerleştirerek tek kurşun atmadan ülke yönetimini ele almayı planlar. Bu anlattığım husus şu an tamda ülkemizin içinde bulunduğu durumun özetidir. Ama her ülkede bu planlar tutmayabilir. Geçmişini bilen, atalarının hedeflediği yerlerin daha ilerisini hedefleyen onların bayrağı bıraktığı yerden bayrağı daha ileriye taşıma hedefiyle hareket eden bireylerin olduğu uluslara özellikle de Türkiye Cumhuriyeti gibi atalarının mirasına koşulsuz şartsız bağlılık gösteren ülkelere diz çöktürmek olasılığı söz konusu bile değildir. Büyük şeytan Amerika ve arkasında saf tutan küresel sermaye baronları, ülkemizi ekonomik ambargolarla, yaptırımlarla alt edemeyeceklerini anlayacaklar ve Ülkemiz büyük şeytan Amerika'ya karşı vermiş olduğu ekonomik savaştan da galip gelecektir. Savaşı kazanmamız elbette gelişmekte olan ülkelere, sömürülen ülkelere ilham olacak ve Amerika için bu sonun başlangıcı olacak.

 

Bugün neredeyse bütün ülke borsaları New York Borsası ile entegre bir biçimde işlem yapıyor. 1929'da ki çöküş bugün de yaşanacak. 1929'da sadece kendi ülkesini etkileyen çöküşün beraberinde getirdiği kriz bu defa küresel boyutta olacak. Dünya'nın içinde bulunduğu krizden daha büyük bir kriz, gelişmemiş, gelişmekte olan ve hatta gelişmiş ülkeleri bile vuracak. Ülkemizin bu konuda gerekli tedbirleri almaya başladığını söyleyebiliriz. Buna verebileceğimiz en büyük örnek yabancı sermayeyi ülkeye çekebilmek adına yabancı bir danışmanlık şirketinden tavsiye almayı bile göze almalarıdır. Her ne kadar bu tedbir toplumda karşılık bulmamış olsa da bu ve buna benzer birçok eylem planı oluşturulmaktadır.

 

Biz de ülkece tüketim çılgınlığına, yerli olmayan ürünleri almaya bir son vererek hükümete ve bu ülke için gecesini gündüzüne katan insanlara destek olabiliriz. İhtiyacından fazla tüketim israftır. Gidecek başka bir Türkiye yok. Gerekirse canımızla, malımızla bu ülkeye hizmet ederek, son virajı sağ salim hep birlikte alalım. Ondan sonra önümüz düz, önümüz aydınlık..

 




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI