Bugun...
SON DAKİKA

Ahlâk ve Başarı Kavramları Ekseninde İslâmcılara Eleştiri

 Tarih: 21-03-2019 17:35:00  -   Güncelleme: 21-03-2019 17:45:00
Yusuf Yavuzyılmaz

Libya’nın efsanevi kahramanlarından biri olan Ömer Muhtar, yakalanıp yargılanma sürecinde İtalyan mahkeme başkanı ile arasında geçen konuşma ünlüdür. Mahkeme başkanının hiç başarılı olmayı aklından geçirdin mi? Sorusuna Ömer Muhtar unutulmaz cevabı veriyordu:-Hayır, bana düşen bu yolda mücadele etmektir, başarılı olup olmama hiç şüphesiz Allah’a aittir.


Günümüz İslamcılarının çoğunun anlayışına göre Ömer Muhtar başarısız bir savaşçıdır. Nitekim O, İtalyanlara karşı verdiği mücadelede başarısız olmuş ve yargılanarak idama mahkum edilmiştir. Acaba öyle mi? Ömer Muhtar bu kıyamında başarısız mı sayılmalı? Yoksa Ömer Muhtar’ın zihnindeki başarı düşüncesinin günümüz İslamcılarının düşüncesinden önemli ölçüde farklılaştığını mı gösteriyor?


Bu makale boyunca İslamcı derken sadece entelektüel anlamda İslam’a hizmet eden kişileri değil, ama aynı zamanda İslami yaşamayı ve düşünmeyi dert edinenlerin tümünü kastettiğimi açıklamak isterim. Zira sadece entelektüel Müslümanların değil sıradan bir hayat yaşayan insanların bile her olayda yaşanan süreci değil, varılan sonucu önemsediklerini gözlemleyebiliyoruz kolaylıkla. 


Bu konuşma bize Ömer muhtarın zihnindeki başarı ile günümüz Müslümanlarının başarı anlayışlarının epeyce farklılaştığını gösteriyor. Ömer muhtar sonuç ne olursa olsun yaşanan süreç, mücadele esnasında takınılan tavrı önemserken; günümüz Müslümanları modern dünyanın etkisiyle varılan sonucu önemsiyor. Şimdi soralım: başörtüsü mücadelesi veren genç kızlar başarılı mı sayılmalı, yoksa başarısız mı? 


Aynı anlayış Türk ve Kürt İslamcılarının da yaşam felsefesine sinmiş durumdadır. Yaptıkları işin veya herhangi bir mesele karşısında takındıkları tavırdan çok, o işin sonucunun ne olduğu daha çok ilgilendiriyor insanları. Şüphesiz, modern dünyaya ait bu başarı anlayışı İslamcıların hayat felsefelerine sonuna kadar sinmiş bulunuyor.


Oysa bu anlayış Müslümanca bir hayat yaşamayı hedef edinenlerin kolayca kabul etmemeleri gereken, hatta reddetmeleri gereken bir anlayıştır. Görünürde katıldıkları savaşlarda hayatlarını kaybeden insanlar veya herhangi bir nedenle yaptıkları işte samimi olmalarına rağmen beklenen başarıyı gösteremeyen insanlar başarısız sayılıyor. Oysa İslami düşünceye göre yaşadıkları hayat doğru istikamet üzerine olan insanlar, yaptıkları işte sonuç ne olursa olsun başarılı bir hayat yaşamış insanlardır. 


Muaviye ve Hz. Hüseyin’i konu alalım örneğin. Hangisi İslami anlamda başarılı bir yaşam sürmüştür. Günümüz İslamcılarının bir kısmının başarı anlayışı ile bakarsak Hz. Hüseyin başarısızdır. Çünkü yola koyulduğu mücadelede yenilmiş ve girdiği mücadeleyi kaybetmiştir. Muaviye ise kazandığından dolayı başarılı sayılmalıdır. Bu anlayışın sakatlığını fark edebilmek için derin bir fıkıh bilgisine sahip olmak gerekmiyor; ancak Müslümanların zihin yapısı hakkında yeterli bilgi veriyor. 


Günümüz İslamcılarını başarı konusunda böyle davranmaya iten sebepler neler olabilir? Hiç şüphesiz bu, İslam konusunda bilinç eksikliğinden daha çok, derin bir ahlak krizine de işaret ediyor. Görünürde giyinişi ve yaşantısıyla İslami bir kimliğe sahip olan insanlardan neden beklediğimiz İslami tavırları göremiyoruz? Çünkü görünürlük İslami bir şeye işaret ediyor ama onu destekleyecek irfani ve ahlaki boyutun olmaması snop bir dindarlık üretiyor. Sonuçta ortaya irfani derinlikten yoksun bir gösterişçi bir dindarlık çıkıyor. Bu tip dindarlık görünümü öze, sloganı düşünceye tercih ediyor. Kendini değiştirip yeniden inşa etme cesaretini gösteremediği için, büyük sorunlar hakkında entelektüel gevezelikle gününü geçiriyor. Bundan dolayı ne yaptıkları ne de düşünceleri toplumda bir karşılık bulmuyor. İslami bir yaşam sürmek, İslami bir bilgi birikimine sahip olmak kadar, o bilgiyi hayata samimi bir şekilde uygulamaktan geçiyor.  

 

  Bu yazı 186 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI